Sosyal Medya Paylaşımlarının Eser Niteliği ve Haber Verme Amacıyla Kullanılması: ABAD’ın C-598/24 Sayılı Gândul Media Kararı

Telif Başak Karmutoğlu - 02.10.2026 [email protected]

Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), 3 Eylül 2026 tarihli C-598/24 sayılı CY v Gândul Media Network kararında, sosyal medyada paylaşılan başkasına ait kısa bir metnin telif hakkı kapsamında eser olarak korunup korunamayacağı ve böyle bir metnin güncel olayların haberleştirilmesi amacıyla izinsiz kullanılmasının hangi koşullarda mümkün olabileceği konusunda önemli değerlendirmelerde bulunmuştur. Söz konusu karar yalnızca sosyal medya paylaşımları açısından değil, eserin kısa olması ile hususiyet arasındaki ilişki ve bilgi verme amacıyla yapılan kullanımlarda telif hakkı ile ifade ve basın özgürlüğü arasındaki denge açısından da önem taşımaktadır.

1. Uyuşmazlığın Konusu

Uyuşmazlık, Romanya'da bir öğretmenin velilerin kendisine hediye vermemeleri konusunda uyaran 22 satırlık bir Facebook paylaşımına ilişkindir. Bir gazetecinin, Gândul isimli çevrimiçi bir gazete yazısında söz konusu metnin tamamını öğretmenin izni olmaksızın yayımlaması üzerine öğretmen, telif hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açmıştır. Davaya bakan ulusal mahkeme, söz konusu metnin telif hukuku kapsamında korunabilir olup olmadığı ve eser olarak kabul edilmesi halinde bunun güncel olayların haberleştirilmesi kapsamında kullanılmasının mümkün olup olmadığı konularında tereddüte düşmüş ve bu hususlara ilişkin olarak Adalet Divanı’na ön karar talebinde bulunmuştur.

ABAD'ın önündeki temel meseleler iki başlıkta toplanmaktadır:

  • Sosyal medyada yayımlanan ve uygunsuz olduğu değerlendirilen toplumsal uygulamalara ilişkin bir görüşü ifade eden kısa bir metin, telif hakkıyla korunan bir “eser” olabilir mi?

  • 2001/29 sayılı Direktif’in 5/3-(c) hükmü, güncel olayların haberleştirilmesi amacıyla bir eserin tamamının değil de yalnızca kısa bir bölümünün kullanılmasına izin veren ve bu kullanımın doğrudan veya dolaylı herhangi bir ticari veya mali menfaat sağlamamasını şart koşan ulusal bir düzenlemeye engel teşkil eder mi?

2. ABAD’ın Değerlendirmesi 

a. Eser Niteliğinin Tespiti Açısından

ABAD eser kavramını tanımlarken daha önceki yerleşik içtihatlarından yola çıkmış ve somut olay açısından yeni bir yöntem geliştirmemiştir. Buna göre, “eser” kavramı, AB hukukunun özerk bir kavramını oluşturmakta olup yeknesak biçimde yorumlanmalı ve uygulanmalıdır. Bir fikrî ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için iki koşulun birlikte bulunması gerekir. İlk olarak, ürün eser sahibinin kendi fikrî yaratımı sonucu meydana gelmeli; diğer bir ifadeyle orijinal olmalı; ikinci olarak, bu fikrî yaratım yeterli kesinlik ve objektiflikle belirlenebilir şekilde ifade edilmiş olmalıdır. İlk koşula ilişkin olarak Divan, bir fikri ürünün orijinal olabilmesi, yani sahibinin hususiyetini taşıyabilmesi için söz konusu ürünün eser sahibinin kişiliğini, onun özgür ve yaratıcı tercihlerini yansıtması gerektiğini belirtmiştir. 

Adalet Divanı Bern Sözleşmesi m. 2/1’den hareketle, eser kavramını geniş bir şekilde yorumlamış ve yukarıdaki şartları taşıdığı müddetçe bir sosyal ağda yayımlanan ve eser sahibinin uygunsuz olduğunu düşündüğü toplumsal uygulamalara ilişkin görüşünü ifade ettiği bir metnin de eser olarak nitelendirilebileceğini kabul etmiştir. Bu kapsamda, metnin uzunluğu, çevrimiçi olarak yayımlanmış olması ve önceden belirlenmiş bir edebî türe ait olup olmadığı gibi unsurlar önem taşımayacaktır. Ancak bu unsurlar, eser sahibinin özgür ve yaratıcı tercihlerini ortaya koyabileceği alanı ortadan kaldırarak yaratıcı özgürlüğünü sınırlıyorsa dikkate alınmalıdır. Divan, ayrıntılı değerlendirmeyi ulusal mahkemeye bırakmakla birlikte, kendisine sunulan bilgiler doğrultusunda, öğretmenin sosyal medya paylaşımını hazırlarken özgür ve yaratıcı tercihlerde bulunduğunu ve bu nedenle paylaşımın telif hakkıyla korunan bir eser niteliği taşıdığını ifade etmiştir.

b. Güncel Olayların Haberleştirilmesine İlişkin İstisna Açısından

2001/29 sayılı Direktif’in 5/3-(c) hükmü, üye devletlerin telif hakkına ilişkin düzenlemelerinde güncel olayların haberleştirilmesi amacıyla başkasına ait eserlerin kullanımına ilişkin bir istisna öngörmesine imkân tanımaktadır. Bu noktada temel sorun, Romanya’nın bu istisnayı ulusal hukukuna aktarırken yaptığı düzenlemenin ve özellikle bu düzenlemede yer alan iki unsurun, 2001/29 sayılı Direktif’in 5/3-(c) maddesiyle çizilen sınırları aşıp aşmadığıdır. Söz konusu iki unsur, istisnanın yalnızca “kısa alıntılar” bakımından uygulanması ve kullanımın “doğrudan veya dolaylı herhangi bir ticari veya ekonomik menfaat sağlamaması” koşuluna bağlanmasıdır. Divan öncelikle, somut olayda kullanılan metnin güncel bir olayın haberleştirilmesi faaliyeti kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini incelemiş ve söz konusu kullanımın güncel bir olayın haberleştirilmesini teşkil edebileceğini, ancak buna ilişkin tespitin ulusal mahkeme tarafından yapılacağını belirtmiştir.

Adalet Divanı, 2001/29 sayılı Direktif’in 5/2 ve 5/3 hükümlerinde yer alan istisna veya sınırlamaların kapsamının tam olarak uyumlaştırılmadığını ve bu nedenle üye devletlerin ilgili menfaatler arasında denge kurmalarına imkân veren önemli bir takdir yetkisine sahip olduklarını belirtmiştir. Bununla birlikte, üye devletlerin söz konusu takdir yetkilerini Avrupa Birliği hukukunun getirdiği sınırlar içerisinde kullanmaları gerekmektedir. Bu kapsamda üye devletler, söz konusu istisna ve sınırlamaları kendi iç hukuklarına aktarırken ilgili hükümde belirtilen tüm koşullara uymalı ve orantılılık ilkesini gözetmelidir. Buna göre, istisnanın uygulanmasına yönelik olarak getirilen sınırlamalar, ulaşılmak istenen amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olanın ötesine geçmemelidir. Ayrıca üye devletler, bir yandan eser sahiplerine yüksek düzeyde koruma sağlanması ve iç pazarın düzgün işleyişinin güvence altına alınması, diğer yandan ise istisna ve sınırlamaların etkililiğinin korunması ve amaçlarının gerçekleştirilmesi arasında denge kurmalıdır. Bunun yanında, Direktif’in 5/5 maddesinde öngörülen üç aşamalı test ile Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nda güvence altına alınan temel haklar arasındaki adil dengenin de ayrıca gözetilmesi gerekmektedir.

Divan, üye devletlerin takdir yetkisinin bu sınırlar içerisinde kullanılması gerektiğini belirttikten sonra, somut olay bakımından öncelikle kullanımın “bilgilendirme amacıyla haklı kılındığı ölçüde” gerçekleştirilmesi gerektiğini ve bunun orantılılık ilkesine uyulmasını gerektirdiğini ifade etmiştir. Divan’a göre, bilgi edinme özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün kullanılması her durumda eserlerin bütünüyle yayımlanmasını gerektirmemektedir. Bu nedenle, izin verilen kullanımın bilgilendirme amacına ulaşmak için yeterli uzunluktaki alıntılarla sınırlandırılması, telif hakkı sahiplerinin korunmasını sağlarken istisnanın etkililiğini de zedelememektedir. Dolayısıyla 2001/29 sayılı Direktif’in 5/3-(c) maddesi, üye devletlerin, bilgilendirme amacının eserin daha fazlasının kullanılmasını haklı kılmadığı kanaatinde olmaları hâlinde, kullanımı kısa alıntılarla sınırlamalarına engel değildir. Ancak böyle bir sınırlamanın orantılı olması, istisnanın etkililiğini ve amacını koruması gerekir. 

Buna karşılık, güncel olayların haberleştirilmesi amacıyla bir eserin kullanılmasından doğrudan veya dolaylı herhangi bir ticari veya mali menfaat elde edilmesini yasaklayan genel nitelikteki bir sınırlamanın 2001/29 sayılı Direktif’in 5/3-(c) maddesinin lafzında herhangi bir dayanağının bulunmadığını belirten Divan, ayrıca böyle bir yasağın istisnanın etkililiğini zedelediğini ve fikri mülkiyet hakkı ile ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü arasındaki dengeyi bozduğunu belirtmiştir. Bu çerçevede Divan, istisnadan yararlanılması hâlinde doğrudan veya dolaylı ticari veya mali menfaat elde edilmemesi yönündeki koşulun AB hukukuna aykırı olduğu sonucuna varmıştır.

3. Sonuç ve Değerlendirme

Kararda, hususiyet açısından bakıldığında, Adalet Divanı’nın yerleşik içtihatlarında sürdürdüğü eser sahibinin  serbest ve yaratıcı tercihlerine ilişkin standardı devam ettirdiği görülmektedir. Bu kapsamda, somut olayda metnin sosyal medyada yayınlanmış olması, uzun yahut kısa olması “eser” niteliğine sahip olması açısından belirleyici bir unsur olmamakla birlikte burada belirleyici olan, paylaşımın içeriğinde eser sahibinin serbest ve yaratıcı tercihlerinin bulunup bulunmadığıdır.  Bu yaklaşım, özellikle günümüzde sosyal medya gönderilerinin giderek daha fazla haber, reklam, tanıtım ve diğer içeriklerin kaynağı hâline geldiği düşünüldüğünde önem taşımaktadır. Bir paylaşımın “sadece bir sosyal medya gönderisi” olması, onun telif hukuku bakımından önemsiz olduğu anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla, bir sosyal medya paylaşımı, kısa ve gayriresmî biçimde yayımlanmış olsa dahi, eser sahibinin yaratıcı seçimlerini yansıtıyorsa telif hakkı korumasından yararlanabilir. Bununla birlikte, bu tip durumlarda telif hakkı ile sağlanan korumanın kapsamının gereğinden fazla genişletildiği de düşünülebilecektir. Nitekim günümüzde yaratıcı görünümlü birçok ürün, özellikle de sosyal medya paylaşımları, çeşitli şekillerde üretken yapay zekâ teknolojilerinin yardımıyla veya bu teknolojiler tarafından rahatlıkla oluşturulabilmektedir. Dolayısıyla, eser sahibinin yaratıcı ifadesini esere yansıtmasını sağlayan yaratıcı sürecin daha yakından incelenmesinin, geçmişe kıyasla daha önemli hâle geldiği ifade edilmektedir. 

Kararın bir diğer dikkat çekici yönü, güncel olayların haberleştirilmesine ilişkin istisnanın uygulanmasında temel haklar arasındaki dengenin vurgulanmasıdır. Bu yaklaşım, telif hakkı koruması ile haber alma ve ifade özgürlüğü arasındaki ilişkinin somut olayın koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu durumda, basın kuruluşları, gerekli koşulların karşılanması hâlinde güncel olayların haberleştirilmesine ilişkin istisnadan yararlanabilecektir. Kararda değerlendirilen güncel olayların haberleştirilmesine ilişkin istisna, Türk hukukunda FSEK m. 37’de düzenlenen haber verme amacıyla eserlerin kullanımına ilişkin sınırlama bakımından da önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, yapılan çoğaltmanın kapsamı bilgilendirme amacıyla haklı gösterilebildiği ölçüde olmalıdır. Divan, istisnadan yararlanılması hâlinde ulusal mevzuatta yer alan, doğrudan veya dolaylı ticari veya mali menfaat elde edilmemesi yönündeki koşulun AB hukukuna aykırı olduğunu belirtmiştir. Burada, basın kuruluşunun haber faaliyetinden ekonomik gelir elde etmesi ile kullanılan eserin kendisinin ticari olarak işletilmesi ve doğrudan bundan bir ekonomik yarar sağlanması hususları da birbirinden ayrılmalıdır. Bir basın kuruluşunun reklam veya abonelik gelirleri yoluyla ekonomik faaliyetini sürdürmesi, kullanılan eserden dolaylı bir ekonomik menfaat elde edildiği anlamına gelebilse de bu durum tek başına haber verme amacıyla öngörülen istisnanın uygulanmasını engellememelidir. Buna karşılık, eserin kullanımından doğrudan ekonomik menfaat elde edilmesi ise üç aşamalı test bakımından ayrıca değerlendirilebilecek bir husustur.