Telif Hakkı

Türkiye’de telif hakları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) ile korunur. FSEK’e göre dört temel eser grubu vardır:

  • İlim ve edebiyat eserleri (kitap, makale, bilgisayar programı, veri tabanı vb.),
  • Musiki eserleri (beste, şarkı, nota vb.),
  • Güzel sanat eserleri (resim, heykel, grafik, mimari eser vb.),
  • Sinema eserleri (film, belgesel, dizi vb.).

Bunların dışında FSEK; mektup, portre, ad veya alamet gibi eser niteliği taşımayan bazı konularda da koruma sağlar.

Bir fikri ürünün eser sayılabilmesi için üç temel şart aranır:

  • Şekli şart: FSEK’te belirtilen dört eser grubundan birine girmesi gerekir.
  • Subjektif şart: Eser, sahibinin kişisel fikri yaratıcılığını (hususiyetini) yansıtmalıdır.
  • Algılanabilir olma: Eser, dış dünyada algılanabilir bir biçim kazanmış olmalıdır.

Sadece zihinde kalan, somutlaşmamış fikirler korunmaz. Ancak bu, mutlaka yazılı ya da cisimleşmiş olmayı gerektirmez. Örneğin bir konferansta yapılan etkileyici bir konuşma veya Anadolu’daki âşıkların karşılıklı atışmaları da, eğer fikri yaratıcılık içeriyorsa, eser sayılır.

FSEK’te korumanın merkezinde eser kavramı yer alır. Günümüzde bu kavram, teknolojik ve sanatsal gelişmelerle birlikte oldukça geniş bir anlam kazanmıştır. Kanunda dört ana kategori belirlenmiş olsa da, bunların içinde yer alan alt türler sınırlı değildir.

Bunların yanında, işlenme eserler de korunur. Yani mevcut bir eserden yararlanılarak, sahibinin fikri yaratıcılığını taşıyan yeni bir eser oluşturulabilir. Tercümeler, bir eserin açıklama veya yorumları, müzik aranjmanları ve düzenlemeleri bu kapsamdadır. Bu tür eserler, asıl esere bağımlı olmakla birlikte ayrı birer eser sayılır.

Bir fikri ürünün tamamlanmış olması gerekmez; önemli olan, yaratıcılığı yansıtacak düzeye ulaşmış olmasıdır. Yarım kalmış bir roman ya da taslak halindeki bir beste de belirli bir özgünlük taşıyorsa eser korumasından yararlanabilir. Eserin sadece tamamı değil, hususiyet taşıyan parçaları da korunur.

***

Telif mevzuatı fikrin kendisini değil, ifade biçimini korur. Yani fikirler, bilgiler, bilimsel gerçekler, doğa kanunları, teoriler, metotlar, keşifler ve olaylar telif koruması altında değildir. Bunlar toplumun ortak mirasıdır ve herkesin serbestçe kullanabileceği unsurlardır.

Bir resim tarzı, bir şiir ölçüsü veya bir öğretim yöntemi genellikle bireysel yaratıcılık taşımaz ve telifle korunmaz. Taşısa bile koruma devreye girmez. Telif hukuku bu konuda bir denge kurar: hem yaratıcıyı korur hem de toplumun düşünsel gelişimini engellemez.

Teknik problemlere çözüm getiren fikirler telifle değil, patent hukuku ile korunur. FSEK yalnızca fikirlerin ifade biçimlerini korur. Örneğin herkes İstanbul üzerine bir roman yazabilir veya Galata Kulesi’ni anlatan bir şiir kaleme alabilir. Ancak kimse Yahya Kemal’in “Aziz İstanbul” şiirinden bir mısrayı alıp kendi eseri gibi gösteremez.

Eser sahibi, eseri meydana getiren kişidir. Sadece gerçek kişiler eser sahibi olabilir; tüzel kişiler (örneğin şirketler) olamaz. Bir iş ilişkisi içinde yaratılan eserlerde, eserin sahibi yine onu meydana getiren insandır. Ancak işin gereği ortaya çıkan eserlerde, ekonomik hakları kullanma yetkisi işverene aittir. Buna rağmen manevi haklar (örneğin isim belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasını önleme) her zaman eser sahibinde kalır.

İlave edelim ki bugünkü genel anlayışa göre insanın hususiyetinin/fikri yaratıcılığının aranması yüzünden insan dışındaki yazılım, makine, robot, doğa, hayvan ve bitki gibi diğer varlıklar eser meydana getiremez. Dolayısıyla yapay zekâ (YZ) ürünleri de eser kabul edilmez. Fakat insanın katkısı varsa ve bu katkı fikri yaratıcılık içeriyorsa koruma devreye girer (AI assisted work). Bu halde YZ, eldeki kalem, defter ve çekiç gibi aletlere benzetilebilir.

***

Bir eser, sahibine manevi ve mali (ekonomik) haklar sağlar.

Manevi haklar şunlardır:

  • Eseri kamuya sunma hakkı,
  • Adın belirtilmesi hakkı,
  • Eserde değişiklik yapılmasını önleme hakkı,
  • Eserin aslına ulaşma hakkı,
  • Eseri teşhir etme hakkı,
  • Tahrip edilmesini önleme hakkı.

Mali haklar ise eserin ekonomik değerinden yararlanma yetkilerini sağlar. Bunlar:

  • İşleme hakkı (örneğin bir romanın filme uyarlanması),
  • Çoğaltma hakkı (örneğin bir kitabın matbaada çoğaltılması),
  • Yayma hakkı (örneğin eser nüshalarının satış veya dağıtıma sunulması),
  • Temsil hakkı (örneğin bir eserin tiyatroda sahnelenmesi),
  • Yayın ve umuma iletim hakkı (örneğin televizyon, internet veya radyo yoluyla yayım).
  • Bunlara ek olarak, eser sahiplerine bazı diğer haklar da tanınmıştır:
  • Pay ve takip hakkı (güzel sanat eserlerinde eserin sonraki satışlarından pay alma hakkı),
  • Cayma hakkı (önceden verdiği izni geri alma hakkı),
  • Vazgeçme hakkı.

FSEK yalnızca eser sahiplerini değil, kültür ve sanat endüstrisinde yer alan diğer aktörlere de koruma sağlar. Bunlara bağlantılı hak sahipleri denir. Bu grup, bir eserin ortaya çıkmasına veya yayılmasına katkıda bulunan kişileri kapsar:

  • İcracı sanatçılar (örneğin şarkıcılar, oyuncular, müzisyenler),
  • Fonogram yapımcıları (plak, CD veya dijital kayıt üreticileri),
  • Radyo ve televizyon kuruluşları,
  • Film yapımcıları,
  • İcrayı organize eden müteşebbisler.

Eser sahibinin mali hakları, yazılı bir sözleşmeyle başkasına devredilebilir. Ayrıca hakların tamamen devri yerine, kullanım izni (lisans) verilmesi de mümkündür. Buna karşılık manevi haklar devredilemez; ancak bu hakların kullanımı belirli sınırlar içinde bir başkasına bırakılabilir.

Eser sahibinin hakları ihlal edildiğinde, hem hukuk davaları hem de ceza davaları açılabilir. Tecavüz halinde kanun ciddi yaptırımlar öngörür:

  • Üç katına kadar tazminat,
  • Üç aydan dört yıla kadar hapis cezası,
  • Korsan kopyaların toplatılması ve imhası.