İntihal İddiası Ekseninde Bir Çeviri Uyuşmazlığı

Telif Şuheda Varolgüneş - 28.07.2026 [email protected]

Doktora derslerimden birinde verilen ödevim için akşam geç bir saatte Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlarını tararken bir karar ilgimi çekti. Son günü yaklaşan ödevimi bir kenara bırakıp bu karara konu olayla ilgili araştırma yapmaya başladım.

Önce yargılama sürecinde verilen diğer kararlara ulaştım. Bu kararlardaki bilgileri bir araya getirip yargılama sürecini özetleyecek olursam süreç şu şekilde ilerlemiş: Davacı Prof. Dr. Beynun Akyavaş, Edmondo De Amicis tarafından yazılan ve orijinali İtalyanca olan “Constantinopoli İstanbul (1874)” isimli eseri Türkçeye çevirdiğini, aynı kitabın davalı Filiz Bakkalbaşı (Özdem) tarafından da “İstanbul” ismiyle Türkçe çevirisinin yapıldığını, fakat davalı çevirisinin yeni bir tercüme olmayıp kendisine ait ilk çevirideki dil ve ifadelerin biraz değiştirildiğini, ikinci eserde intihal bulunduğunu ileri sürerek tecavüzün önlenmesini talep etmiş.

Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2013 yılında verdiği kararla her iki çevirmenin kelime haznesi ve üslup farkının derhal göze çarptığını, davalı eserinin özgün olduğunu, her iki yazarın da bazı kelimelerin Türkçedeki aynı karşılıklarını kullanmasının intihal olarak yorumlanamayacağını, daha önceden yayınlanmış eserlerden intihale kaçmadan esinlenmenin de hukuka uygun olduğunu belirterek davayı reddetmiş.

Davacının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının intihal iddiasına konu pasajlar hakkında inceleme yapılmaması ve davacının rapora itirazlarını giderecek şekilde bilirkişi incelemesi yapılmaması nedeniyle bozma kararı vermiş.

Yerel mahkeme ise önceki gerekçelerle kararında direnince dosya Hukuk Genel Kurulu önüne gitmiş. Kurul; yerel mahkeme kararına esas alınan raporda "her iki eserin kelime haznesi ve üslup farkının intihale mahal vermeyeceği" şeklindeki genel ifadelerle görüş belirtildiğini, davacı tarafından iki eserin bazı bölümlerine ilişkin karşılaştırmalı çevirilerin intihal iddiasına delil olarak sunulmasına rağmen raporda bunların incelenmediğini tespit etmiş. Kurula göre intihal iddiası araştırılırken eser sahiplerinin hususiyetlerinin dikkate alınması, eserler arasındaki farklılık ve benzerliklerin belirtilmesi; benzerlikler varsa bunların neden kaynaklandığı, ilk eser sahibinin hususiyetinin sonraki esere aynen aktarılıp aktarılmadığı, benzerliğin iktibas serbestisi veya esinlenme kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Tüm bunlara göre dava konusu eserde detaylı olarak intihal iddiasının araştırılması için İtalyan Dili ve Edebiyatı alanında uzman ve Türk Dili ve Edebiyatı alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyetin görüşüne başvurularak sonucuna göre karar verilmelidir. Fakat yerel mahkeme, eksik bilirkişi incelemesine göre karar verdiğinden direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Filiz Bakkalbaşı (Özdem)’in “İstanbul” isimli eserinin, Beynun Akyavaş’ın “İstanbul 1874” isimli eserinden intihal yoluyla oluşturulmadığı, bahse konu benzerliklerin iki dil arasındaki sözdizimsel ve sözcük düzeyindeki benzerliklerden kaynaklandığı, Özdem’in çevirisinde kullandığı Türkçe sözcük ve üslubun günümüz Türkçesine daha yakın olduğu ve Akyavaş’ın sözcük seçimi ve üslubundan yer yer ayrıldığı, aynı eserin farklı dillerden de olsa iki çevirisi arasındaki benzerliğin makul düzeyde olup intihal olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş. Yerel mahkemenin bu kararı ise Yargıtay tarafından onanmış, karar düzeltme talebi de reddedilmiş.

***

Buraya kadar sabredip de gelen okuyucu, ödevi yarıda bırakıp da bu olayın araştırılmasını doğal olarak saçma bulabilir. Özellikle hukukçular açısından bu yargılama süreci oldukça sıradandır. Benim merakımı celbeden de bu karar metinleri olmayıp araştırmam neticesinde ulaştığım, Prof. Dr. Beynun Akyavaş’ın Belleten dergisinde 2011 yılında yayımlanan “Bir Çeviri Faciası” isimli makalesi ile Murat Bardakçı’nın aynı yıl birkaç ay sonra yazdığı “İntihalin Böylesine Pes” isimli köşe yazısı. Hem makaledeki hem de köşe yazısındaki son derece sert üslup beni şaşırttı.

Sayın Akyavaş’ın makalesindeki sert ifadelerinden örnekler verecek olursam;

“Çeviri diye ortaya çıkarılan ve bir zihin perişanlığından başka bir şey olmayan kitap okumaya kalkan herkesi sadece dehşete düşürür!...” (s. 580)

Cehlin ol mertebesi sehl olmaz derler, çok doğru bir söz. Cehaletin bu kadarı da kolay değil!... Her sayfasından cehalet ve cüret fışkırıyor!... Bir çeviri fâciası!...” (s. 581)

“Her sayfada intihâller, her sayfada yanlış yanlış üstüne!... Böyle bir zihin perişanlığı karşısında söylenecek söz yok!...” (s. 599)

“Filiz Özdem'in "çeviren"i olduğu, daha doğrusu çevirmeye cüret ettiği ve ne yazık ki YKY tarafından basılan bu kitapla Edmondo De Amicis'e de onun Costantinopoli (İstanbul) adlı eserine de yazık olmuştur. Böyle bir eserin tercümesi ancak yüksek seviyede bir dil ve üslûpla, bilgiyle, kültürle ve her iki dile de hâkimiyetle yapılabilir, oysa Filiz Özdem'in yukarıda örneklerini verdiğimiz bozuk ve yeterli olmayan Türkçesinden, bilgi yanlışlarından, daha doğrusu bilgi yokluğundan ve zekâ ile kurnazlığı karıştırarak, aynı zannederek yaptığı intihâllerinden anlaşılacağı üzere bu güzel eser hakikaten perişan edilmiştir.” (s. 607)

Murat Bardakçı ise “İntihalin Böylesine Pes” isimli köşe yazısında Sayın Akyavaş’ın makalesini şöyle tanımlamış: “Yazı aslında bir makale değil; cahilliğin, cür'etin ve inanılmaz bir intihalin şikâyetnamesi!”.

Sayın Akyavaş’ın makalesinin 582 vd. sayfalarında kendi tabiriyle “Filiz Özdem'in kötü Türkçesinden, yanlış bilgilerinden ve intihâllerinden örnekler” (s. 582) yer almakta. Bir başka deyişle makalede sadece intihal iddiası bulunmamakta aynı zamanda Özdem’in kullandığı Türkçe ve verdiği bilgiler de eleştirilmekte.

Bu örneklerden intihal olarak ayrıca vurgulananların bir kısmını aşağıdaki tabloda, okuyucunun da kendi kanaatini oluşturmasını bekleyerek sunuyorum.

Beynun Akyavaş Çevirisi

Filiz Bakkalbaşı (Özdem) Çevirisi

Sayfa 

“tramvayların önünde, ellerindeki değnekle yol açan, belden yukarısı çıplak Türkler koşuyordu. Her adım başında kulaklarımız yeni bir nağra ile çınlıyordu. Türk hamal: "Savulun!", Ermeni saka: "Var mısu!", Rum saka: "Crio nero!", eşek sürücüsü: "Burada!", şekerlemeci: "Şerbet!", gazete müvezzii: "Neologos!", Frenk arabacı: "Varda! varda!" diye bağırıyordu.”


“tramvayların önünden ellerindeki değnekle yol açan önlüklü Türkler gidiyordu. İki adımda bir kulağımıza bir bağırtı çalınıyordu. Türk hamal: "Savulun!"; Ermeni saka: "Var mı su!"; Rum saka: "Crio nero!"; Türk eşek sürücüsü: "Burada!"; şerbetçi. "Şerbet!"; gazete satıcısı: "Neologos!"; Frenk arabacı: "Varda! Varda!" diye bağırıyordu.”


587


“İslâm dininin namaza davet sözlerini dört cihete haykırmak için müezzinlerin şerefelere çıktığı, Müslümanların beş mukaddes vaktinden biri.”


“İslâm dininin imana çağrısını dört yana haykırmak için müezzinlerin minare şerefelerine çıktığı, Müslümanların beş mukaddes saatinden biriydi bu.”


588


“Sarıklı Türk cehennemin üstündeki kıldan ince kılıçtan keskin Sırat köprüsüne halâ tam manasıyla inanır, belli saatlerde abdest alır ve güneş batarken evine döner.”


“Sarıklı Türkün, cehennemin üstündeki saç kılından daha ince, kılıçtan daha keskin Sırat Köprüsü'ne hâlâ tamı tamıyla itikadı var; aptesini alıp namazını kılıyor ve günbatımında evine dönüyor. İstanbulinli Türk ise Peygamber'e güler”


590


“Fakat çatı penceresine dayanmış merdiveni görünce, cesaretlenir, kalbiniz çarpa çarpa çıkar ve duyduğunuz hayranlıkla bir çığlık koparırsınız. Bu ilâhi bir andır. Yıldırım çarpmışa dönersiniz.”


“Fakat, çatı penceresine dayanmış merdiveni görünce şevke gelir, kalbi çarpa çarpa çıkar ve bir hayret çığlığı koyuverirsiniz. Bu muhteşem bir andır. Yıldırım çarpmışa dönersiniz.”


592


“Justinianus ile Heraklius'un ziyafet sofralarının gürültülü mûsıkîsinin putperest şarkılarının aksi sadasının, kadınımsı ve yorgun bir halkın rehavetli seslerinin, Vandalların, Avarların ve Gotların uzaktan gelen çığlıklarının karıştığı büyük bir ahenk; meşum bir çıplaklık, derin bir sükûnet”


“İustinianos ile Heraklius'un şölen yemeklerinin gürültülü müziğinin, putperest şarkılarının yankılarının, çıtkırıldım ve bezgin bir halkın cılız seslerinin, Vandalların, Avarların ve Gotların uzaktan gelen çığlıklarının karıştığı büyük bir ahenk; şekil değiştirmiş bir yücelik, netameli bir çıplaklık, derin bir huzur”


593


Son sütun, ilk iki sütundaki örneklerin Akyavaş’ın makalesinde yer aldığı sayfa numarasını göstermektedir.

Gerçekten de bu örneklerden bir kısmındaki cümle iskeleti ve eş anlamlı kelime tercihi, ilk bakışta tesadüften öte bir izlenim vermekte. Bağımsız çalışan iki çevirmenin aynı metni bu denli benzer bir cümle iskeletiyle çevirmesinin sadece kaynağa sadakatle açıklanamayacağı düşünülebilir. Bazı örneklerde ise söz gelimi tablodaki son örnekte, "meşum bir çıplaklık" ile "netameli bir çıplaklık", "derin bir sükûnet" ile "derin bir huzur" gibi çevirilerde birbirinden oldukça farklı kelime tercihleri yapılmış olup sadece genel cümle akışı ve sıralaması benzerlik göstermektedir.

Ama burada iki soruyu birbirinden ayırmak gerekiyor: Bu benzerlik intihal midir ve bu benzerlik, kullanılan üslubu haklı çıkarır mı? İlk soruya, sadece telif bilgisiyle kesin bir cevap vermek doğru olmasa da benim kanaatim de yargı sürecinde ulaşılan sonuçla örtüşüyor. Elbette yargıya taşınan benzerlikleri değil makaledeki benzerlikleri karşılaştırarak bu sonuca vardığımı vurgulamalıyım. İkinci sorunun cevabı açısından ise "zihin perişanlığı" ve "cehalet” gibi ifadeler bir metinsel benzerlik iddiasını değil, karşı tarafın kişiliğini ve zekâsını hedef aldığından kullanılan sert üslup, benzerliklere ilişkin serzenişleri geride bırakıyor. Sonuç olarak, Sayın Akyavaş'ın tespit ettiği benzerlikler tartışmaya açık olsa da bunları aktarırken seçtiği dilin aynı ölçüde tartışmaya açık olmadığını düşünüyorum.

 

Yazıda Bahsi Geçen Makale, Yazı ve Kararların Künyesi:

Akyavaş, Beynun: “Bir Çeviri Faciası”, Belleten, C. 75, S. 273, 2011, s. 579-608.

https://dergipark.org.tr/tr/pub/ttkbelleten/article/692162

Bardakçı, Murat: “İntihalin Böylesine Pes!”, Habertürk, 07 Aralık 2011.

https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/694826-intihalin-boylesine-pes

Yargıtay 11. HD, E. 2013/6623 K. 2013/21330 T. 25.11.2013 (Bozma kararı)

Yargıtay HGK, E. 2017/63 K. 2019/86 T. 07.02.2019

Yargıtay 11. HD, E. 2021/5080 K. 2022/6915 T. 12.10.2022 (Onama kararı)

Yargıtay 11. HD, E. 2023/3462 K. 2023/5769 T. 11.10.2023 (Karar düzeltme talebi üzerine verilen karar)

(Yargıtay kararları için bkz.: karararama.yargitay.gov.tr)