


Coğrafi bir yer adı ile malların ilişkilendirilmesi efsanelere dayanabilir mi? Alman Patent Mahkemesi’nin “Neuschwansteiner” Kararı
Marka Ahunur Açıkgöz - 08.06.2026 [email protected]Ayırt edici ad veya işaretler üzerinde tekelci hak tesisine ilişkin hukuki rejimi belirleyen marka hukuku, mutlak ret nedenleri aracılığıyla çeşitli kamusal menfaatleri dikkate alarak belirli ad ve işaretlerin marka olarak tescil edilmesine engel olmayı amaçlamaktadır. İlgili mallar (veya hizmetler) açısından tasvirî nitelikteki ad veya işaretler hem tüketici nezdinde işletmesel kaynak gösteren bir işaret olarak algılanmamaları hem de ilgili sektörde faaliyet gösteren işletmelerce serbestçe kullanılabilmesi gereken işaretler olmaları sebebiyle mutlak ret nedenleri arasında düzenlenmiştir. Münhasıran ya da esas unsur olarak coğrafi bir yer adı içeren markaların da malların coğrafi kaynağına işaret etmeleri durumunda bu ret gerekçesine dayanılarak tescili engellenebilmektedir (SMK m. 5/1-c, MarkG m. 8/2-2). Bu yazıda inceleyeceğimiz Alman Federal Patent Mahkemesi (BPG)’nin 19 Ocak 2026 tarihli kararında, bölgenin en ünlü turistik ziyaret noktalarından biri olan Almanya’nın Bavyera eyaletindeki bir kalenin adından (Neuschwanstein) türetilmiş “Neuschwansteiner” markasının kahve, çay, bira ve bazı alkolsüz içecekler açısından coğrafi kaynak göstermesi sebebiyle bahsedilen ret gerekçesi kapsamında kalan bir işaret olduğuna hükmedilmiştir (19 Ocak 2026 Tarihli Kararı {26 W (Pat) 34/17}: Link).
Coğrafi Yer Adının Tasvir Ediciliği ve ABAD’ın Ortaya Koyduğu İlkeler
Coğrafi bir yer adının tasvir ediciliği coğrafi yer adı ile ilgili mallar arasındaki ilişkiye dayanan bir niteliktir. Özellikle tescili gerçekleşmiş ya da tescilden önce kullanılmaya başlanmış markalar açısından sübjektif tercihlere dayalı olarak coğrafi yer ile marka sahibinin malları arasında fiilî bir ilişkinin mevcudiyeti tasvir edicilik için yeterli değildir. Coğrafi bir yer adı cins, vasıf, kalite, amaç gibi malın bir özelliğini teşkil edecek surette coğrafi kaynağa işaret etmekteyse ancak tasvir edicilikten söz edilebilir. Coğrafi yer adlarının hangi durumlarda tasvirî nitelikte oldukları ve bu tescil engeline takılabilecekleri ABAD’ın Windsurfing Chiemsee (C- 108/97 ve C- 109/97) kararında ortaya konmuştur. Her şeyden önce karara göre coğrafi yer adının tasvir ediciliği ilgili tüketici nezdinde coğrafi yer adı ile söz konusu malların ilişkilendirilip ilişkilendirilmediğine göre tespit edilmelidir. Coğrafi yer adına tasvir edicilik kazandırabilecek ilişkilendirilme durumunun en dolaysız örneği, söz konusu coğrafi bölgenin malın kalitesi ya da diğer özellikleri açısından avantajlı koşullara sahip olması sebebiyle ilgili sektörde üretim yeri olarak halihazırda tercih edilmesi ya da gelecekte tercih edilebilecek olması, marka ile karşılaşan tüketicilerin de coğrafi yer adı ile mal arasında bu irtibatlandırmayı kuracak olmasıdır. ABAD, coğrafi yer adı ile mallar arasında tüketici nezdinde ilişkilendirilme durumunun ortaya çıkabileceği diğer durumlar açısından, yazımızın konusunu oluşturan BPG kararında da rol oynayacak iki önemli tespitte bulunmuştur.
ABAD’a göre, coğrafi kaynak göstermesi sebebiyle işaretin marka olarak tescilinin reddi çoğunlukla malın belli bir coğrafi bölgede üretilmesine dayansa da ilişkilendirilme durumu coğrafi yer adı ile mallar arasındaki başka bağlantı noktalarından da kaynaklanabilir. Kararda, üretim yerinden başka bağlantı noktalarına yalnızca malın tasarlandığı yer örnek gösterilmiştir. Ancak Divan coğrafi kaynak belirten adların tekelci korumadan dışlanmasını gerekçelendiren toplumsal menfaatleri ortaya koyarken bu bağlantı noktalarının ne olabileceğine dair daha geniş bir yorum imkânı bırakmıştır. Buna göre, malların coğrafi kaynağına işaret eden adlar malın kalitesi ya da diğer özelliklerine dair bir gösterge olabileceği gibi, örneğin malların tüketici nezdinde olumlu bir karşılık (favourable response) bulabilecek bir yerle ilişkilendirilmesi suretiyle tüketici tercihlerini de çeşitli şekillerde etkileyebilir. İşte BPG, bu olumlu karşılığı halk nezdinde Neuschwanstein Kalesi’ne atfedilen efsanelerden türetmiştir.
Krallara Layık İçecekler!
Kararda tescil konusu mallar ve coğrafi yer adının ilişkilendirilmesi sorunu incelenmeden önce “Neuschwansteiner” markasının işaret ettiği coğrafi bölge tespit edilmiştir. Mahkeme, Kale’nin ünü ve aynı adı taşıyan başka bir yerin bulunmadığından hareketle “Neuschwanstein” ibaresi ile karşılaşan ortalama tüketicinin, bu sözcük ile Neuschwanstein Kalesi’nin kastedildiğini anlayacağını ifade etmiştir. Bu çerçevede markadaki kelimenin kökünü oluşturan “Neuschwanstein”, Kale binası ve arazisine işaret eden coğrafi bölgeye karşılık gelmektedir. Kelimenin sonunda yer alan “-er” harfleri ise markanın coğrafi bir yer adından oluştuğu gerçeğini değiştirmeyecek olup Almanca’da ismi sıfatlaştıran bir ek olarak “Neuschwanstein’a ait olan”, “Neuschwanstein’den kaynaklanan” anlamını vermektedir.
Mahkeme, ilgili bölgede halihazırda malların üretiminin gerçekleştirilmediği, bazı lojistik ve bürokratik engeller sebebiyle gelecekte de böyle bir ihtimalin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, Kale binası ve arazisi olarak tespit ettiği coğrafi bölge ile tescil kapsamındaki mallar arasında üretimden kaynaklanan bir ilişkilendirilme durumunun mevcut olmadığını, belirtmiştir. Ardından ABAD’ın Windsurfing Chiemsee kararını hatırlatan Mahkeme, coğrafi yer adının tüketici nezdinde olumlu bir karşılık bulmasından kaynaklanan bir ilişkilendirilme durumunun mevcut olup olmadığını incelemiştir. Mahkeme’ye göre her ne kadar “Neuschwansteiner” markası ilgili malların kalitesi ya da diğer objektif özelliklerine işaret eden bir coğrafi yer adı içermese de tüketici tercihlerini etkileyebilecek bir markadır. Bu anlamda malın objektif bir özelliğinden kaynaklanan somut bir bağlantı noktasından ziyade soyut, zihinsel bir bağlantı noktası ilişkilendirilme için yeterli görülmüştür.
Coğrafi yer adının tüketici nezdindeki olumlu karşılığı toplumun ilgili yere atfettiği belli bir yaşam biçimine, aura ya da cazibeye, belli bir gelenek veya çağdaş bir imaja dayanabilir. Bu çerçevede örneğin bilinen bir yerin mallara veya hizmetlere izafe edilen cazibesinden, aurasından istifade edilmekteyse coğrafi yer adı ile ilgili mal veya hizmetler arasında zihinsel bir ilişkinin varlığından söz edilebilecektir. Tüketici, markanın işaret ettiği Neuschwanstein Kalesi ile tescil kapsamındaki mallar arasında tam da böyle bir zihinsel ilişki kuracaktır.
“Masal Kalesi” olarak da adlandırılan ve Disney’in şatosuna da ilham olmuş Neuschwanstein Kalesi tüketicinin zihninde büyülü, efsanelerle örülü bir dünyaya aittir. 16. yüzyılda Bavyera Kralı II. Ludwig tarafından Orta Çağ mimarisine uygun olarak inşa ettirilen Kale toplumun zihninde birçok efsane ve gizeme ev sahipliği yapan bir Kale olarak tasavvur edilmektedir. Masal kralı olarak bilinen Kral II. Ludwig ile ilgili efsaneleri de akla getirecek olan Kale’ye romantik, mistik, özel, kraliyete dair izler taşıyan bir auro hâkimdir. Bu anlamda “Neuschwansteiner” ifadesi tüketiciye markayı taşıyan malların Kale’nin çağrıştırdığı bu özel auraya dair bir şeyler taşıdığını düşündürtecektir. Tüketicinin zihninde oluşacak Kale’nin masalsı, kraliyete dair izler taşıyan aurasına ait olma çağrışımı tescil kapsamındaki ürünler açısından tüketici tercihlerini etkileyebilecek olumlu bir karşılıktır.
Mahkeme’ye göre bira, çay, kahve ve diğer alkolsüz içecekler bir ihtiyacın giderilmesinden çok tüketicinin hazzına hitap eden ve keyif amacıyla tüketilen mallardır. Bu tür malların pazarlanmasında içeceğin tüketimine belli bir duygu ve atmosferin eşlik ettiği mesajını içeren reklam tekniklerinin kullanıldığı bilinmektedir. Özellikle kraliyete dair imaların kullanılması piyasada oldukça yaygındır. Kararda bu pratiğe ilişkin maden suları bakımından “The Queen of Table Waters” (Masa Sularının Kraliçesi), biralar bakımından ise “Heute ein König!” (Bugün Bir Kral!) ve “Ein Königlicher Genuss!” (Krallara Layık Bir Lezzet!) sloganları örnek verilmiştir. İşte “Neuschwansteiner” markasının tüketicinin zihninde çağrıştıracağı masalsı auraya ait olma imajının içeceğin tüketiminin vereceği haz ile ilişkilendirilmesi coğrafi yer adı ile mallar arasındaki tasvir ediciliği tesis eden irtibatlandırma gerekçesi olarak yeterli görülmüştür.
Benzer bir uyuşmazlıkta “Kız Kulesi” ifadesini içeren bir markanın geçerliliğinin Türk mahkemeleri önünde nasıl ele alınacağını düşünmek oldukça ilginç olurdu!