Erysichthon’dan Üretken Yapay Zekâya: Makinelerin Doymak Bilmeyen Açlığı Karşısında Telif Hakkı Sahipleri Nasıl Korunabilir?

Yapay Zeka Barış Gözübüyük - 24.08.2026 [email protected]

Veri, Veri, Veri ve Daha Fazla Veri…

Eski Yunan mitolojisinde açgözlü Teselya kralı Erysichthon, bereket tanrıçası Demeter’e adanmış ağaçları keser ve bunun üzerine hiç doymamakla cezalandırılır. Öyle ki kral, yedikçe doymak yerine daha fazla acıkır ve nihayetinde kendi kendini yiyerek yok olur (Neriman Deniz, Link). Yapay zekâ da tıpkı Kral Erysichthon gibi doymak bilmez bir açlığa sahiptir. Onun gıdası yiyecekler değil, veridir. O, veriyle gelişir ve büyür; büyüdükçe daha fazla veriye ihtiyaç duyar. Daha fazla veriyle daha da gelişir ve bu döngü hiç durmadan devam eder. Biz kullanıcılar, yapay zekâya girdiğimiz promptlarla ve yüklediğimiz fikrî ürünlerle (resimler, metinler, ses dosyaları vb.) sürekli olarak gıda (veri) taşırız. Diğer taraftan, yapay zekânın eğitiminde kullanılan veriler çoğu zaman fikir ve sanat eserlerini içerir. Eserler, hususiyet taşıdıklarından yapay zekânın gelişimine önemli katkı sağlar. Zira bunlar nitelikli veridir. Bununla beraber, çoğu eser sahibi, eserinin eğitim verisi olarak kullanıldığından haberdar dahi olmaz. Eser sahiplerinin, yapay zekânın hangi hak sahibine ait veriyi nerede, ne zaman ve nasıl kullandığını tespit etme imkânı yoktur. Esasen bunu hak sahiplerini temsil eden örgütlü yapıların, meslek birliklerinin tespit etmesi dahi oldukça güçtür.

Önce Zarar Verme (Primum non nocere)

Tıp ilmine hâkim ilkelerin belki de en önemlisi, hastaya öncelikle zarar vermemektir. Hekim, izleyeceği tedavi protokolüyle hastayı mevcut durumundan daha kötü bir hâle getirmemelidir. Kanımca aynı ilke, başka bir disiplin olan hukukta da geçerlidir. Bazen kanun koyucular, belli konularda öyle kanunlar yapar ki kanuni düzenlemeler mevcut durumu iyileştirmek bir yana daha da geriye götürür.

Yapay zekâya ilişkin yasal düzenlemeler yapılırken bu ilkeye özellikle dikkat etmek gerekir. Zira ülkemizde yapay zekâ teknolojileri üreten şirketlerin gelişimi, başta ekonomik olmak üzere pek çok açıdan topluma katkı sağlayacaktır. Ayrıca teknoloji, tek başına iyi veya kötü değildir. Yapay zekânın hastalıkların tedavisinden uzay teknolojilerinin geliştirilmesine kadar pek çok faydası vardır. Bu nedenle yasaklayıcı, radikal düzenlemelerden kaçınılmalıdır. Esasen teknolojinin her zaman hukuktan daha hızlı olduğu düşünüldüğünde, teknolojiyi yasaklayarak hukuku işler kılmaya çalışmak beyhude bir çabadır. Bu noktada ihtiyaca uygun ve çatışan menfaatleri adil bir biçimde dengeleyen regülasyonlara ihtiyaç vardır.

Genişletilmiş Toplu Lisanslama (GTL) Bir Çözüm Olabilir mi?

Genişletilmiş toplu lisanslamada meslek birlikleri, doğrudan kanundan aldıkları yetki çerçevesinde lisanslama faaliyeti yürüterek meslek birliği üyesi olmayan hak sahipleri adına da hak takibi yapma imkânına sahip olurlar (Suluk, s. 8). GTL’nin farklı görünümleri olmakla birlikte modelin özünde, toplu hak yönetimiyle yapılan lisanslamanın tüm hak sahiplerini (meslek birliğine üye olsun ya da olmasın) kapsayacak biçimde genişletilmesi düşüncesi yatmaktadır. Yapay zekânın meydana getirdiği ihlaller bakımından GTL’nin tüm hak sahiplerini kapsayan genişletici yapısı işlevsel olabilir. Bununla beraber, sorunun esas çözümü ancak bir paradigma değişikliğiyle mümkün olabilir.

Paradigma Değişikliği

Üretken yapay zekâ teknolojileriyle yapılan ihlalleri tam anlamıyla önlemek mümkün değildir. Zira öğrenen ve öğrendikçe gelişen, bu gelişimi logaritmik bir hızla sürdüren makinelerle hangi yasa başa çıkabilir? Hangi lisanslama modeli, hak sahiplerine tam anlamıyla etkin bir çözüm sunabilir? O hâlde yola, yapay zekânın hak sahiplerinin telif haklarını öyle ya da böyle ihlal edeceği ön kabulünden hareketle çıkmak gerekir. Ancak bu ön kabul çerçevesinde yapılacak regülasyonlar sorunun çözümüne katkı sunabilir. Paradigma değişikliği, en iyi şekilde, izin ve yasaklama çerçevesinde şekillenen münhasırlık anlayışından yapay zekâ özelinde “tazmin amaçlı uygun bedel (equitable)” anlayışına geçilmesi şeklinde özetlenmiştir (Suluk, s. 9).

Gerçekten Önemli Olan Nedir?

Mali haklar, telif hakkı sahiplerinin eser, icra, yapım ve yayınlardan ekonomik anlamda yararlanmasına hizmet eder. Manevi haklar bir yana bırakılacak olursa, önemli olan hak sahiplerinin ekonomik açıdan tatmin edilmesidir. Yapay zekâ tarafından yapılan ihlalleri tam anlamıyla tespit etmek ve bunlara ilişkin etkin çözümler geliştirmek mümkün olmadığına göre, hak sahiplerinin olası ekonomik kayıpları daha baştan telafi edilmelidir (Gözübüyük, s. 205). Buradan hareketle, her yıl yapay zekâ geliştiricilerinden hak sahiplerine ödenmek üzere belirli bir meblağın alınması ve bu meblağın yetkilendirilecek meslek birlikleri tarafından hak sahiplerine dağıtılması işlevsel olabilir (Gözübüyük, s. 206). Diğer taraftan, bu meblağın hangi ölçütlere göre belirlenebileceği, modelin kullanıma dayalı olmaması nedeniyle hak sahipleri arasında ortaya çıkabilecek adaletsizliklerin nasıl telafi edilebileceği gibi sorular ortaya çıkmaktadır. Bu sorulara da başka bir yazıda cevap aramaya çalışalım.

Kaynaklar

Deniz, Neriman, “açgözlü kral ve doğanın intikamı... erysichthon efsanesi”, Link (E.T.: 08.07.2026).

Gözübüyük, Barış, “An Evaluation of Copyright Infringements Committed Through Generative Artificial Intelligence and Especially Deep Fakes”, içinde: Burcu Gülseren Özcan Büyüktanır, Pelin Varol İyidoğan ve Péter Krisztián Zachar (ed.), Legal and Economic Perspectives on the Nexus of AI and Copyright, IGI Global Scientific Publishing, 2025, s. 195–211, Link.

Suluk, Cahit, “Telif Hukukunda Genişletilmiş Toplu Lisanslama”, MESAM, 2026, s. 1–50, Link (E.T.: 15.08.2026).