


Eser Sahibinin Mali Haklarına Tecavüz Halinde Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 68’e Göre İstenebilecek Üç Kat Bedel Talebi (Kısım II)
Telif Ahunur Açıkgöz - 15.04.2026 [email protected]Bu yazı Link'teki yazının devamı niteliğindedir.
Mali haklara tecavüz halinde hak sahibinin tecavüzün kaldırılması davası kapsamında talep edebileceği ve Yargıtay’ın medeni ceza olarak nitelendirdiği üç kat bedel talebine ilişkin en tartışmalı konulardan birisi de hâkimin üç kat bedele hükmetme konusunda takdir yetkisinin olup olmadığıdır. Hüküm lafzen hâkimin takdir yetkisi konusunda olumlu ya da olumsuz bir içeriğe sahip olmayıp hak sahibi tarafından talep edilebilecek bedelin üst sınırını çizmektedir. Aynı şekilde özel hukuk yargılamasında geçerli, parasal bir talep söz konusu olduğunda hâkimin hükmedebileceği en fazla miktar olarak talep miktarını öngören “taleple bağlılık ilkesi” de bu soruyu tek başına cevaplandırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla üç kat bedele hükmetme konusunda hâkimin takdir yetkisi olup olmadığı sorusunun cevabını ilgili hüküm ve taleple bağlılık ilkesi dışındaki ilke ve düzenlemelerde aramak gerekmektedir.
Belirtilen soruna ilişkin ilk yaklaşımlardan biri Anayasa Mahkemesi tarafından ilgili hükme karşı açılan iptal davasına ilişkin ret kararının gerekçesinde ortaya konmuştur [AYM, E. 2012/133, K. 2013/33, T. 28.2.2013 (R.G. 12.07.2013, S. 28705)]. AYM’nin ölçülülük ilkesine aykırılık iddiasıyla önüne gelen davayı reddetmesinin temel gerekçesi hâkimin üç kat bedele hükmetme konusunda takdir yetkisine sahip olmasıdır. AYM’ye göre hâkim her ne kadar pozitif hukuk kuralları ile bağlı olsa da bu bağlılık hâkimin takdir yetkisini kullanamayacağı anlamına gelmemektedir. Hâkim soyut kuralların somut olaya uygulanmasında takdir yetkisine sahiptir. FSEK m. 68 hükmü de hâkimin taleple bağlı olduğuna dair ya da takdir yetkisi kullanamayacağına dair herhangi bir düzenleme içermediğinden üç kat bedele hükmetme konusunda hâkimin takdir yetkisi bulunmaktadır.
AYM genel ilkelere dayanarak hâkimin takdir yetkisinin varlığını vurgulasa da esasında FSEK’te üç kat bedele hükmetme konusunda hâkimin takdir yetkisi olduğuna işaret edebilecek pozitif bir düzenleme de mevcuttur. Tecavüzün kaldırılması davasına ilişkin genel düzenlemeyi içeren FSEK’in 66. maddesinin 4. fıkrasında hâkimin tecavüzün kapsamı, mütecavizin kusurlu olup olmadığı, varsa kusurunun ağırlığını, tedbirin uygulanması halinde mütecavizin maruz kalacağı muhtemel zararları takdir ederek tecavüzün kaldırılması için gereken tedbirlere karar vereceği kaleme alınmıştır. Yargıtay’ın eski tarihli kararlarında ilk derece mahkemesinin bu hükme dayanarak takdir hakkını kullanmak suretiyle üç kat bedelden daha az bir bedele hükmettiği kararları onadığı görülmektedir (Y. 11. HD., E. 2014/17337, K. 2015/1987, T. 16.02.2015; Y. 11. HD., E. 2014/17357 K. 2015/2311 T. 20.02.2015).
2015 yılının ikinci yarısında ise Yargıtay’ın yaklaşımında bir değişiklik yaşanmış ve bu tarihten itibaren hâkimin takdir yetkisinin olmadığı içtihadı istikrar kazanmıştır (Y. 11. HD., E. 2014/18483 K. 2015/8539, T. 19.06.2015; Y. 11. HD., E. 2015/9439, K. 2015/12193, T. 18.11.2015; Y. 11. HD. E. 2015/5785, K. 2015/13029, T. 07.12.2015. Son yıllardaki istikrar vurgusu için birçokları yerine bkz. İstanbul 1. FSHHM, E. 2021/152 K. 2025/149, T. 18.6.2025).
Doktrindeki görüşlerden yararlanan Yargıtay’ın yaklaşımındaki değişikliğin gerekçesinin hükmün tarihçesi olduğu anlaşılmaktadır. FSEK m. 68, 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramadan önce hüküm hak sahibi ve mütecavizin ortak kusurunun varlığı halinde hâkimin hükmedilecek bedelde indirim yapmasına izin vermekteydi. Anılan Kanun ile hâkime tanınan bu takdir yetkisi hükümden çıkarılmıştır. Bu itibarla ortak kusurun varlığı halinde bedele hükmetme konusunda hâkimin takdir yetkisinin ortadan kaldırıldığı kabul edilmelidir (Y. 11. HD., E. 2014/18483 K. 2015/8539, T. 19.06.2015; Yargıtay 11. HD., E. 2015/8972 K. 2016/4523 T. 21.4.2016). Bununla beraber Yargıtay’ın ortak kusur dışında kalan somut olayın diğer özellikleri açısından da takdir yetkisini tartışmaksızın doğrudan üç kat bedele hükmeden ilk derece mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi kararlarını onadığı görülmektedir (Yargıtay 11. HD., E. 2020/1817 K. 2021/3673 T. 14.4.2021; Y. 11. HD., E. 2023/915 K. 2024/4531 T. 30.5.2024). Yukarıda yer verilen bazı Yargıtay kararlarında FSEK m. 66/4 hükmüne vurgu yapılarak hâkimin üç kat bedele hükmetme konusunda takdir yetkisi olduğunu belirten muhalefet şerhleri meseleye ilişkin farklı yaklaşımları ortaya koyması açısından dikkat çekicidir. Son olarak doktrinde, FSEK m. 68’deki değişikliğin FSEK m. 66/4 hükmü karşısında hâkimin takdir yetkisini reddetmek için haklı ve yeterli bir gerekçe olmadığı ifade edilmektedir (Tekinalp, Ünal/Okutan Nilsson, Gül/Şehirali Çelik, Feyzan Hayal: Fikri Mülkiyet Hukuku, 6. Baskı, On İki Levha Yayınları, İstanbul 2025, s. 453).
Üç kat bedel talebinin özellikle tecavüzün kaldırılması davası kapsamında ileri sürülebilecek diğer taleplerle ve tazminat talebiyle ilişkisi önem taşımaktadır. Yine doktrindeki görüşlerden yararlanan Yargıtay’a göre hak sahibinin tecavüzün kaldırılması davası çerçevesinde üç kat bedel talep ettiği durumlarda hak sahibi ve mütecaviz arasında farazi bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edilmelidir (YHGK., E. 2017/71 K. 2020/483 T. 30.6.2020). Bu varsayımın anlamı, dava tarihine kadar mütecavizin gerçekleştirdiği eylemler adeta bir sözleşme ilişkisi çerçevesinde gerçekleştirilmiş gibi değerlendirilerek bu tarihe kadarki eylemler bakımından hak sahibi tecavüzün ref’i kapsamında imha, toplama gibi talepleri ileri süremeyecektir (Kılıçoğlu, s. 417). Bu açıdan üç kat bedel talebi ile tecavüzün kaldırılmasına ilişkin diğer taleplerin kümülatif değil seçimlik talepler olduğu söylenebilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus yalnızca dava tarihine kadarki eylemlerin diğer kaldırma taleplerine konu olamayacağıdır. Eğer tecavüz eylemi dava tarihinden sonra da süregelen bir davranış olarak vuku bulmuşsa bu eylemin diğer kaldırma taleplerine konu olması mümkündür. Örneğin, tecavüzün link verme davranışı şeklinde gerçekleştiği bir uyuşmazlıkta linke erişim engellenmediği sürece dava tarihinden sonra da tecavüz hali devam edeceğinden üç kat bedelin yanı sıra linke erişimin engellenmesine de karar verilmelidir (Y. 11. HD., E. 2018/5191, K. 2019/6332, T. 09.10.2019). Üç kat bedelin yanı sıra FSEK m. 70/2’ye göre maddi tazminat talep edilmesi halinde ise mütecavizin kusurunun ispat edilmesi şartıyla ancak üç kat bedeli aşan zarar miktarınca tazminata hükmedilebilir (YHGK., E. 2017/71 K. 2020/483 T. 30.6.2020). FSEK m. 68/1’deki talebin maddi tazminat talebi ile kümülatif olarak istenemeyeceğinin kabul edilmesi kanaatimizce tazminat talebinden bağımsız olarak düzenlenen ve “medeni ceza” olarak nitelendirilen, hâkimin takdir yetkisi de reddedilerek “ceza” niteliği pekiştirilen üç kat bedel talebinin özel hukuk alanına ait bir talep olması itibarıyla tazminat talebinden tamamen ayrıştırılması kolay olmayan bir talep olduğunu göstermekte ve ilgili talebin Kanun’daki yerini, amacını ve bu hususlarla bağlantılı sonuçlarını sorgulatmaktadır. Yeni Kanun çalışmalarında bu tartışmaları bertaraf edecek, lafız ve uygulama arasındaki çelişkileri giderecek ve toplumsal ve bireysel menfaatler arasındaki dengeyi gözetecek şekilde ilgili hükmün revize edilmesi bir zorunluluk olarak kendisini göstermektedir.