


ABAD'ın Nowhere Kararı Işığında Önceki Hakkın Varlığının Zaman Bakımından Değerlendirilmesi
Marka Başak Karmutoğlu - 29.03.2026 [email protected]Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), EUIPO v. Nowhere (C-337/22 P) davasında önemli bir karar vermiştir. Kararda, marka itiraz ve hükümsüzlük işlemlerinde dayanak alınan önceki hakların, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) tarafından nihai kararın verildiği anda hâlâ mevcut olması ve hukuki etki doğurması gerektiği sonucuna varılmıştır. Buna karşılık, Birleşik Krallık marka hukuku uyarınca, itiraz işlemlerinde değerlendirme tarihi olarak başvuru tarihi esas alınmaktadır (örnek kararlar için bkz. RIVIERA, BL O/214/03, 29.07.2003 ve BUSINESS ZONES, O/364/07, 13.12.2007). Dolayısıyla bu karar, önceki hakların zaman bakımından değerlendirilmesinde AB ve Birleşik Krallık marka hukuku arasında açık bir farklılık olduğunu göstermektedir.
Söz konusu dava, Birleşik Krallık’ta kullanılan tescilsiz markalara dayanılarak Brexit öncesi yapılan bir AB marka itirazının, Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılması sonrasında geçerliliğini sürdürüp sürdürmediğine ilişkindir. Nowhere firması, bir AB marka başvurusuna karşı, Birleşik Krallık’ta ticari kullanımda olan önceki işaretlerine dayanarak itirazda bulunmuş; ancak EUIPO ve özellikle Temyiz Kurulu, Brexit sonrası bu hakların artık ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Zira Brexit sonrası Birleşik Krallık AB’ye üye devletler statüsünde değildir. Bunun üzerine Nowhere firması EUIPO Temyiz Kurulu kararına itiraz ederek davayı Genel Mahkeme’nin önüne taşımıştır. Genel Mahkeme, EUIPO kararından farklı olarak, marka başvuru tarihini esas almış ve önceki hakkın o tarihte mevcut olmasının yeterli olduğu sonucuna vararak itirazın değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Ancak ABAD, Genel Mahkeme’nin bu yaklaşımını kabul etmemiştir. ABAD, itirazın dayandırıldığı 207/2009 sayılı Tüzük’ün 8/4 maddesinin yorumunda, önceki hakkın yalnızca başvuru tarihinde değil, aynı zamanda itiraz hakkında nihai karar verildiği anda da mevcut olması gerektiğini belirtmiştir. Bu çerçevede, önceki hakkın sonraki markanın kullanımını yasaklama yetkisini haiz olması şartının süreklilik arz ettiğini ve yalnızca geçmişe ilişkin bir değerlendirme ile sınırlı olmadığını vurgulamıştır. Dolayısıyla, karar anında artık korunmayan bir hakka dayanılarak itirazın kabul edilmesi mümkün değildir. Divan, 207/2009 sayılı Tüzük m. 8/4’ün lafzından yola çıkarak, 8/4-(a) bendindeki “öncelik” şartının başvuru tarihini ifade ettiğini, ancak 8/4-(b) bendinde yer alan “önceki işaret sahibine sonraki markayı yasaklama hakkı tanıması” ifadesinin geçerli olabilmesi için önceki hakkın mevcudiyetinin devam etmesi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkeme ayrıca Brexit sonrasında ortaya çıkan hukuki durumu ülkesellik ilkesi kapsamında değerlendirmiştir. Geçiş süresinin sona ermesiyle birlikte Birleşik Krallık hukuku artık “üye devlet hukuku” sayılmadığından, bu hukuka dayalı haklar AB marka hukukunda itiraz gerekçesi olarak ileri sürülemeyecektir. Ayrıca, AB markalarının bu tarihten sonra Birleşik Krallık’ta etkili olacağına dair yasal bir düzenleme de bulunmadığından, söz konusu haklar ile AB markası arasında hukuken anlamlı bir çatışma da ortaya çıkamayacaktır. Bu gerekçelerle Adalet Divanı, Genel Mahkeme kararını bozmuş ve Nowhere firmasının itirazının reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Karar, Brexit bağlamında ortaya çıkmış olsa da etkisi daha geniş kapsamlıdır; zira karar, itiraz ve hükümsüzlük işlemlerinde önceki hakların stratejik kullanımını şekillendirmektedir. Buna göre, itiraz ve hükümsüzlük işlemlerinde, önceki hakkın varlığı yalnızca başvuru tarihinde değil, nihai kararın verildiği tarihe kadar devam etmelidir. Her ne kadar Türkiye AB üyesi olmasa da ABAD kararları Türk marka hukukunu anlamak ve uygulamada karşılaştırmalı bakış açısı geliştirmek açısından önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla, ilgili karar Türk hukuku bakımından değerlendirildiğinde, bu hususun marka başvurusunda nispi ret nedenlerinin düzenlendiği Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 6’da açıkça düzenlenmediği görülmektedir. Ancak SMK m. 6’ya dayanılarak yapılacak itirazlarda, itiraz konusu önceki hakların nihai karar verilene kadar geçerli ve yürürlükte olması şarttır; kullanımdan kaldırılmış veya hükümsüz hale gelmiş haklara dayalı itirazlar kabul edilmemektedir. Nitekim nispi ret nedenleri, mutlak ret nedenlerinin aksine kamu menfaatini korumayı amaçlamamakta; yalnızca mutlak ve daha eski tarihli bir hakkın, özellikle markadan doğan hakkın sahibi olan kişilerin özel menfaatlerini korumaktadır. Bu durumda, geçerliliğini ve etkisini yitirmiş olan haklar ile tescil edilmek istenen marka arasında bir menfaat çatışması da söz konusu olmayacaktır.