


Yapay Zekâ ve Telif İlişkisi -II- Yapay Zekâ Çıktıları Eser midir?
Yapay Zeka Cahit Suluk - 15.03.2026 [email protected]Dünya genelindeki bugünkü anlayışa göre telif hukuku insanı merkeze alır ve bir fikri ürünün korunması için onun insan yaratıcılığıyla ortaya çıkmasını şart koşar. Telif hukukuna göre eser, onu meydana getiren insanın hususiyetini/fikri yaratıcılığını taşıyan fikir ve sanat ürünleridir. Demek ki sadece insan mahsulü fikri ürünler “eser” kabul edilir. Bu açık ve net bilgiye rağmen yoğun tartışmalar nedeniyle yine de soralım: Peki, YZ sıfırdan bir şiir yazarsa ya da yeni bir tablo yaparsa…, ortaya çıkan ürün eser sayılır mı?
Dünya genelinde YZ ürünlerinin/çıktılarının (outputs) korunmayacağı yönünde hukukçular keskin bir duruş sergiliyor. Yasa koyucular koruma yönünde herhangi bir adım atmadıkları (büyük olasılıkla hiç atmayacaklar) gibi literatür ve içtihattaki genel yaklaşım da bu yöndedir. İngiltere ve bazı ülkelerde bu konu daha esnek yorumlanmış olsa da genel eğilim, sonuca etkili insan müdahalesi olmayan yapay üretimlerin eser sayılamayacağı yönündedir. Bugünkü genel anlayışa göre insan dışındaki yazılım, makine, robot, doğa, hayvan ve bitki gibi diğer varlıklar eser meydana getiremez.
Bu noktada başka bir tartışma başlar: YZ, ürün geliştirirken kullanıcı durumundaki insan ona birtakım talimatlar (prompts) veriyor. Eğer bu talimatlarda fikri yaratıcılık/hususiyet varsa, yani talimatlar sonuca etkiliyse o zaman YZ eldeki kalem, fırça, çekiç veya bilgisayar gibi düşünülerek eser vasfındaki ürün de talimatları veren insana ait kabul ediliyor. Yani bu senaryoda YZ yardımıyla insan eseri geliştirmekte ve ona hususiyetini katmaktadır (AI Assisted Works).
Bu ilke patent ve tasarım hukukunda da geçerlidir. Nitekim Avrupa Patent Ofisi (EPO), Amerikan Patent Ofisi, İngiliz ve Alman Patent Ofisi gibi kuruluşlar Dabus isimli YZ’nin geliştirdiği buluşun buluşçusu insan olmadığı gerekçesiyle patent başvurusunu reddetmiştir (Fazla bilgi için bkz. https://artificialinventor.com/patent/). Yine YZ ürününün ABD Telif Ofisine tescil başvurusu da aynı gerekçeyle reddedildi (Link).
Özetlersek, bugünkü anlayışa göre YZ’ye komut veren insanın yeterli yaratıcı katkısı sonuca yansımışsa o kişinin eser sahibi olabileceği genel kabuldür. Sözünü ettiğimiz promptlar genel ve sıradansa, yani promptu veren insanın fikri yaratıcılığı sonuca tesir etmemişse ortada eser yoktur.
Sorunsuz gibi duran bu yaklaşımın çıkmazı şudur: YZ’nin meydana getirdiği müzik, kitap, makale, resim ve sinema gibi fikri ürünlere insan dahlinin etkisi nedir? İnsan ne tür katkı yaparsa hususiyetini/fikri yaratıcılığını katmış sayılır? Ortak ve işleme eser gibi hukuki sorunları bir tarafa bıraksak bile, insan ile YZ’nin katkıları nasıl ayrıştırılacaktır? Buluş ve tasarım gibi sınai haklar yönünden de geçerliliğini koruyan ve bugün bile zor, belki de imkansız olan ayrıştırma işlemi, bir süre sonra teknolojinin iyice otonomlaşmasıyla tümüyle imkansız hale gelebilecek ve bu yaklaşım sonuç vermeyecektir.
Süreç Nerede Dengelenecek?
Output ayağında YZ ürünlerinin, fikri mülkiyet mevzuatıyla koruma altına alınmasına ihtiyaç bulunmuyor. YZ ürünleri kamu malı (public domain) sayılmalıdır. YZ yatırımları tüm hızıyla sürüp giderken, insanları fikri ürün geliştirmeye teşvik saikiyle benimsenen fikri mülkiyet korumasının YZ ürünlerine/çıktılarına teşmilini gerektiren herhangi bir haklı neden (justification) bulunmuyor.
Elbette literatürde YZ’ye hukuki kişilik, dijital kişilik ve kölelik gibi statüler tanınması yönündeki fantezik tartışmalar sürüp gidecektir. Hukukun diğer alanlarında bu tartışmalar verimli sonuçlar da doğurabilir. Fakat telif hakları bakımından bu tartışmalar anlamlı değildir. Çıkabilecek sahiplik problemleri bir tarafa, hiç gereği yokken toplumun, yeni bir korumanın tekel maliyetine katlanması gerekecektir. Nitekim hem öğreti hem de içtihat, YZ çıktılarına koruma vermeye haklı olarak oldukça mesafeli durmaktadır. Yasa koyucular da bu konuda adım atmamayı tercih ediyor.
Dijitalleşme-yapay zeka ve telif üçgeninde fazla bilgi için bkz: Link