Spor Müsabaka Yayınlarının Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Çerçevesinde Korunması

Telif Fatma Betül Çakır Çelebi - 23.02.2026 [email protected]

Spor müsabaka yayınları, özellikle futbol müsabakasına ilişkin yayınlar, dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir ekonomik alanı oluşturmaktadır. Sporculara ödenen rekor ücretler, özellikle futbol kulüplerinin yaptığı sponsorluk ve reklam anlaşmaları ile müsabakaların yayın haklarını elde etmek amacıyla radyo ve televizyon kuruluşlarının katıldıkları ihalelerde ortaya çıkan bedeller birlikte değerlendirildiğinde, spor müsabakalarının son derece büyük bir ekonomik hacme ulaştığı görülmektedir. Bununla birlikte, spor müsabakaları, yalnızca ekonomik yönleriyle değil, aynı zamanda geniş kitleleri bir araya getirmeleri, kimi zaman milli birlik ve beraberliği desteklemeleri bakımından da sosyal ve kültürel bir önem taşımaktadır. Sahip oldukları bu ekonomik ve kültürel değer, spor müsabaka yayınlarının, fikir ve sanat eserleri hukuku çerçevesinde ne şekilde korunacağının ortaya konulmasını gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede, öncelikle spor müsabakalarının kendilerinin, ardından spor müsabaka yayınlarının hukuki nitelikleri incelenecektir.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) eser çeşitlerini sınırlı sayı prensibi çerçevesinde i) ilim ve edebiyat eserleri, ii) musiki eserleri, iii) güzel sanat eserleri ve iv) sinema eserleri olarak düzenlenmiştir. Bu çerçevede, bedensel hareketlerden oluşan spor müsabakalarının eser niteliği taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde, ilim ve edebiyat eseri türlerinden biri olan sözsüz sahne eserleri kapsamında bir değerlendirme yapılmalıdır. Zira sözsüz sahne eserleri beden dili ile ifade edilen eserler olarak da nitelendirilmektedir (Ateş, Mustafa, Fikri Hukukta Eser, Ankara, 2007, s. 164).

Fikir ve sanat eserleri hukuku ile korunan, fikri çaba sonucu ortaya çıkan ve sahibinin duygu ve düşüncelerini yansıtan ürünlerdir. Bununla birlikte spor müsabakalarında duygu ve düşünce beyanı yerine rekabet ön plana çıkmaktadır (Doğan, Beşir Fatih, “Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Bağlamında Spor Etkinliklerinin Değerlendirilmesi”, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 2, 2023, s. 728). Nitekim spor müsabakalarında ortaya çıkan hareketler, bir fikir beyanı olarak değil, oyunlardaki rekabet gereği refleks veya rastlantı sonucu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca söz konusu hareketler rakip davranışları, saha ve hava durumu ile oyun kuralları gibi çok sayıda dış etmene göre şekillendiğinden, spor müsabakalarının aynen tekrarlanması mümkün değildir (Doğan, s.729). Bu nedenle, sözsüz sahne eseri olarak korunma için gerekli olan tekrarlanabilirlik şartını (Ateş, Eser, s. 168; Bozgeyik, Hayri, Fikir ve Sanat Eserlerinde Hususiyet, BATİDER, C. 25, S. 3, s. 199) sağlamayan spor müsabakalarının eser olarak korunması mümkün görünmemektedir.

Spor müsabaka yayınları bakımından ise burada hem eser hem de bağlantılı hak olarak korunmanın mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir. İlk olarak spor müsabaka yayınlarının sinema eseri olarak korunup korunamayacağı hususu gündeme gelmektedir. Spor müsabakalarına ilişkin yayınların sinema eseri olarak kabul edilebilmesi için FSEK m. 5’te öngörülmüş olan koruma şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Söz konusu yayınların tespit edilmiş olma ve birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisinin bulunması şartlarını yerine getirdiği açıktır. Buna göre, hususiyet şartını sağladığı tespit edilen spor müsabaka yayınlarının FSEK m. 5 çerçevesinde sinema eseri olarak korunabileceğinin kabul edilmesi gerekir.

O halde spor müsabaka yayınlarının sinema eseri olarak korunması için esaslı unsur hususiyet şartının sağlanması olacaktır. Nasıl ki günlük bir olayın, bir tiyatronun, konserin hususiyet şartını sağlayacak bir şekilde tespiti durumunda sinema eserinden bahsedilebiliyorsa futbol, voleybol, basketbol gibi bir spor müsabakasının tespiti niteliğinde olan kamera kayıtlarının da sinema eseri kapsamında korunabileceği kabul edilmelidir. Spor müsabaka yayınlarında hususiyet değişik kamera açılarının ve ışık ayarlarının kullanılması, yakın-uzak çekim tekniklerine başvurulması, yavaş çekim tekniği ile gösterilecek veya tekrarlanacak pozisyonların seçimi, maçı anlatan sunucunun üslubu, yorumları, analizleri, sunum esnasında açıklanacak oyunculara ait bilgilerin seçimi gibi hususlarda ortaya çıkabilir. Bunların bulunmadığı, sabit bir planla çekilmiş, değişik kamera açıları ve ışıklandırmadan yoksun yayınların ise hususiyet şartının sağlanmaması nedeniyle sinema eseri olarak kabul edilmeleri mümkün olmaz.

Öte yandan, FSEK m. 80/C ile radyo ve televizyon kuruluşlarına, yayın sinyalleri vasıtasıyla kamuya ilettikleri programlar üzerinde bağlantılı haklar tanınmıştır. Bu korunmanın temelinde yayın faaliyetinin gerçekleştirilmesi için radyo ve televizyon kuruluşları tarafından ortaya konulan yüksek sermaye, sağlanan organizasyon ve teknik altyapı karşısında girilen ticari risk bulunmaktadır (Yavuz, Levent/Alıca, Türkay/ Merdivan, Fethi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, C. 2, B. 2, Ankara, 2014. s. 2672; Arkan, Azra, Mukayeseli Hukuk, Uluslararası Düzenlemeler ve Türk Fikri Hukuk Alanında Eser Sahibinin Haklarına Bağlantılı Haklar, İstanbul, 2005, s. 168; 11 HD, E. 2018/4378, K. 2019/5762, KT. 24.09.2019). Bu çerçevede, bağlantılı hakkın doğması için yayımlanan programın eser niteliğinde bulunması gerekmez. Dolayısıyla, spor müsabaka yayınlarını gerçekleştiren radyo ve televizyon kuruluşları bu yayınlar üzerinde bağlantılı hak sahibi olacaktır. Buna göre, radyo ve televizyon kuruluşları gerçekleştirdikleri yayınlar üzerinde tespit, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim haklarına sahiptir.

Uygulamaya bakıldığında spor müsabakalarına ilişkin davaların büyük ölçüde spor müsabaka yayınlarını gerçekleştiren radyo ve televizyon kuruluşları tarafından bağlantılı haklara dayanılarak açıldığı görülmektedir (11 HD, E. 2013/12082, K. 2013/17483, KT. 04.10.2013; 11 HD, E. 2018/530, K. 2019/5084, KT. 09.09.2019; 11 HD, E. 2014/17013, K. 2014/19171, KT. 08.12.2014; 11 HD, E. 2019/12959, K. 2014/18887, KT. 03.12.2014; 11 HD, E. 2015/10590, K. 2016/4200, KT. 14.04.2016; 11 HD, E. 2018/4378, K. 2019/5762, KT. 24.09.2019; 11 HD, E. 2015/15196, K. 2016/1077, KT. 08.02.2016 https://karararama.yargitay.gov.tr). Nitekim yargı kararları incelendiğinde uyuşmazlıkların yayınların izinsiz yeniden iletimi, internet ortamında kaçak olarak yayımlanması ve umuma açık alanda yetkisiz olarak gösterilmesinden kaynaklandığı görülmektedir. Burada korunan hukuki değer, spor müsabaka yayınlarının sinema eseri niteliğinden ziyade, radyo ve televizyon kuruluşlarının yayın sinyalleri vasıtasıyla kamuya ilettiği yayındır. Zira bağlantılı hakkın doğumu için yayımlanan programın eser niteliğinde olması aranmaz. Bu nedenle spor müsabaka yayınlarının eser olarak nitelendirilip nitelendirilmemesi, radyo ve televizyon kuruluşlarının FSEK m. 80 kapsamında açabilecekleri tecavüzün men’i, ref’i ve tazminat davaları için önem arz etmez.

Bununla birlikte, spor müsabaka yayınlarının gerekli şartları taşımaları kaydıyla sinema eseri olarak korunması, eser sahiplerinin menfaatlerinin korunması açısından önem arz etmektedir. Bu çerçevede, spor müsabaka yayınlarının sinema eseri olarak korunup korunmayacağı tartışmasının temelinde radyo ve televizyon kuruluşlarından ziyade eser sahiplerinin, spor müsabaka yayınları için yönetmenlerin, korunması esası bulunmaktadır.