Müzik Sektöründe Edisyon Sözleşmesinin Hukuki Çerçevesi ve Benzer Sözleşmelerle İlişkisi

Telif Ayça Feyza Göktürk Yügrük - 25.03.2026 [email protected]

Müzik eseri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir (FSEK m. 3). Kimi zaman yalnızca besteden, kimi zaman güfte ve besteden oluşan müzik eserinde, hususiyet içeren bir duygu veya düşüncenin işitme duyusuna hitap eden tonlaması korunur (Suluk/Karasu/Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, 96). Müzik eserinin esas unsuru oluşturduğu müzik sektöründe fikir ve sanat eserleri hukuku bağlamında önem arz eden bir kavram bulunmaktadır; “edisyon”. İngiliz öğretisinde music publishing, Fransız öğretisinde editieur de musique olarak ifade edilen edisyon, esasında müzik eserinin kamuya sunulması anlamına gelir. Müzik eseri sahibi, idari ve ticari işlerinin yürütülebilmesi ve eserin kamuya gerektiği şekilde sunulabilmesi adına editör veya edisyon şirketi ile edisyon sözleşmesi akdedebilecektir. Görüldüğü üzere sözleşmenin bir tarafını müzik eseri sahibi, diğer tarafını editör veya edisyon şirketi oluşturmaktadır. Şayet edisyon faaliyeti tek bir gerçek kişi tarafından yerine getiriliyor ise uygulamada “editör”, bir tüzel kişi tarafından yerine getiriliyor ise “edisyon şirketi” kavramı kullanılır (Arkan Serim, Yayım Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Tarafların Yükümlülükleri, 47). Türkiye’de edisyon şirketleri genellikle plak şirketi olarak da ifade edilen Pelikan Müzik, Taksim Edisyon gibi tüzel kişilikler olarak karşımıza çıkar (Dayıoğlu, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Bakımından Müzik Edisyon Faaliyeti ve Edisyon Sözleşmeleri, 214).

Edisyon sözleşmesinde, eser sahibinin hangi mali haklarını devredeceği, editör veya edisyon şirketinin ise bu mali hakları nasıl kullanacağı, hak takibi amacıyla meslek birliği ile kuracağı ilişki, elden edilecek telif ücretlerinde alacağı pay oranı belirlenir. Sözleşme kapsamında edisyon şirketinin oldukça geniş bir hizmet yelpazesi bulunur. Örneğin, katalogdaki müziklerin ticarileştirilmesi, yayın ve lisans sözleşmelerinin hazırlanması, yazar-sanatçıların iş birliği yapması için uygun ortam hazırlanması, müzik eserlerinin ihtiyari tescili için idari prosedürlerin yürütülmesi bunlardan bazılarıdır (Sobel/Weissman, Music Publishing-The Roadmap to Royalties52-53). Edisyon şirketleri müzik eserlerinin ilk kez tespitini de yapabilir ve fonogram yapımcısı sıfatını haiz olurlar. En önemli yükümlülüklerden biri de müzik eserlerinin meslek birlikleri nezdinde kaydının sağlanması ve eser üzerindeki hak takiplerini meslek birliği aracılığı ile gerçekleştirmesidir. Edisyon şirketleri, eser sahipleri ile meslek birliği arasında köprü kurarak eser sahiplerini zorlu bürokratik işlemlerden kurtarmaktadır. Bu bağlamda edisyon şirketinin, müzik eseri sahiplerinin menajeri gibi hareket ettiği, eser ve sahibinin sektörde doğru kişilere tanıtılması ve eserin icra edilmesi noktasında ilişki ve iş birliği kurduğu görülür.

Edisyon sözleşmesi FSEK veya başka bir kanunda düzenlenmemiş olması sebebiyle hukuki nitelik itibariyle bir isimsiz sözleşmedir. Mevzuatta düzenlenmediği için bu sözleşme, kural olarak herhangi bir şekle tabi değildir. Bununla birlikte edisyon sözleşmesi, bünyesinde mali hak devrini barındırması sebebiyle FSEK m. 52 kapsamında adi yazılı şekilde yapılmalı ve sözleşmeye konu haklar tek tek belirtilmelidir. Öte yandan bazı hallerde, edisyon sözleşmesi yapılarak taraflar arasındaki ilişki belirlenmekte fakat mali hak devrine dair sözleşmenin akdi sonraya bırakılmaktadır. Böylesi durumlarda edisyon sözleşmesinin herhangi bir şekle tabi olmadığı kabul edilir.

Edisyon sözleşmesi gerek FSEK gerek TBK kapsamında düzenlenen benzer sözleşmelerden farklılık arz eder. Örneğin, FSEK kapsamında öngörülen mali hak devir sözleşmesi veya lisans sözleşmesi edisyon sözleşmesinin unsuru niteliğindedir. Zira mali hak devir veya lisans sözleşmelerinin aksine edisyon sözleşmesinde eser sahibi, mali hak devri haricinde edisyon şirketine bir bedel ödeme borcu altına girmekte, edisyon şirketi de çeşitli yükümlülükler üstlenmektedir. Mali hak devri, edisyon şirketinin yükümlülüklerini yerine getirebilmesinin bir gereğidir. TBK’da düzenlenen yayım sözleşmesi ise mali haklardan yayma ve çoğaltma haklarına özgülenmiş lisans sözleşmelerine benzeyen bir amaçlı devir sözleşmesidir. Tıpkı edisyon sözleşmesindeki gibi hak devrini takiben yayımcı, eserin yayımı ve çoğaltılması için gerekli faaliyetleri yapmayı üstlenir. Bununla birlikte edisyon sözleşmesinin konusunu müzik eseri oluştururken yayım sözleşmesi genel olarak ilim edebiyat eserlerini konu alır. Ayrıca ifade edildiği üzere yayım sözleşmesi yayma ve çoğaltma haklarına özgülenmiş iken edisyon sözleşmesinde farklı mali hakların kullanımı söz konusu olabilmektedir.

Vekalet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 502/1). Vekalet sözleşmesi hükümleri, şemsiye işgörme sözleşmesi olarak kabul edildiğinden niteliğine uygun düştüğü ölçüde isimsiz sözleşmelere de uygulanmaktır. Edisyon sözleşmelerine de vekalet sözleşmesi hükümleri uygulanabilecektir (Ateş, Fikri Haklarla İlgili Hukuki İşlemler, 140). Müzik eseri sahibi, edisyon şirketinin şahsi beceri ve niteliklerine güvenmekte, edisyon şirketi de sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri bizzat yürütmektedir. Edisyon şirketi, eserin ve eser sahibinin sektördeki pozisyonunu güçlendirip idari ve hukuki işlemleri hızlandırırken ilgili özeni göstererek vekil gibi hareket etmektedir. Yükümlülükleri karşılığında edisyon şirketi bir bedel almakta olduğundan edisyon sözleşmesinin ivazlı vekalet sözleşmesi olduğu kabul edilecektir.

Eser sahipleri, eserlerinin hangi umumi mahallerde kullanıldığını veya icra edildiğini tespit etmeye her zaman muktedir olamazlar. Bu sebeple eser sahibinin tercihine bağlı olarak bireysel hak takibi yerine meslek birliklerine yetki vermek suretiyle toplu hak takibi yapılabilmektedir. Verilen yetki belgesi ile eser sahibi ve meslek birliği arasında bir sözleşme ilişkisi kurulmuş olmaktadır ve bu sözleşmenin de değerlendirmesi gerekmektedir. Meslek birliği, hak sahiplerince verilecek yetki belgesine konu hakları kendi adına kullanmaya, üçüncü kişilere kullandırmaya, kullanmaktan menetmeye, kullanımlar karşılığında ödenen ücreti teslim almaya, bu hakların takibi ve tahsili için her türlü kazai, idari ve icrai yollara müracaat etmeye ve takip etmeye yetkili ve yükümlüdür (Meslek Birliklerine Verilecek Yetki Belgesi Hakkında Yönetmelik m. 7)Belirtmek gerekir ki eser sahipleri ve bağlantılı hak sahiplerinin haklarının takibi, meslek birlikleri haricinde herhangi bir birlik, dernek ve benzeri kuruluş tarafından gerçekleştirilemez (FSEK m. 42/son). Dolayısıyla ilk bakışta, edisyon şirketlerinin meslek birliği gibi hareket etmeye çalıştığı, meslek birliklerinin tekel yetkisinin dolanılmaya çalışıldığı, edisyon sözleşmesi ve meslek birliği ile akdedilen sözleşme arasında çelişki olduğu sanılabilecektir.

Esasında her iki sözleşmenin farklı amaçlarla kurulduğunu söylemek gerekir. Nitekim edisyon sözleşmesinde edisyon şirketinin, tabiri caizse eser sahibinin menajeri gibi hareket ettiği yükümlülükleri ön plandadır. Eserin tanıtımı ve pazarlanması, eser sahibinin ilgili atölyelere ve etkinliklere katılması, sözleşmelerin imzalanması bu kapsamdadır. Meslek birliklerinin ise böyle bir yükümlülüğü bulunmamakta olup yalnızca hakların takibi, tecavüzlere karşı yargı yoluna başvurulması, telif bedellerinin eser sahiplerine ulaştırılması eylemlerini gerçekleştirirler. Edisyon şirketinin yükümlülükleri arasında da hak takibi sayılmaktaysa da edisyon şirketleri bu takibi zaten meslek birliği eliyle yürütmektedir. Eser sahibi edisyon şirketi ile edisyon sözleşmesi akdetmekte, edisyon şirketi de eseri ve eser sahibini meslek birliği nezdinde kaydettirmekte, meslek birliğinin hak takibi neticesinde elde ettiği telif bedellerini yararlanan üye sıfatıyla alarak kendi payını kestikten sonra eser sahibine ödemektedir. Dolayısıyla haklarının takibini bireysel olarak gerçekleştirmek istemeyen ve fakat meslek birliğine nezdindeki işlemleri de zahmetli gören eser sahipleri sürecin yürütülmesi için edisyon sözleşmesi kapsamında edisyon şirketlerine mali haklarını devredebileceklerdir. Görüldüğü üzere edisyon sözleşmesi ve meslek birliği ile akdedilen sözleşme bakımından ortada iki farklı sözleşme olduğu ifade edilebilecektir.