


Empreinte v EUIPO Kararı Işığında Üç Boyutlu Markalarda Teknik İşlevsellik Yasağı
Marka Başak Karmutoğlu - 04.05.2026 [email protected]Avrupa Birliği Genel Mahkemesi’nin 5 Şubat 2026 tarihli T-437/25 sayılı Empreinte v EUIPO kararı, üç boyutlu marka başvurularında teknik işlevsellik engelinin ne ölçüde katı uygulandığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Karar, özellikle ürün şekline dayalı marka koruması talep eden başvuru sahipleri açısından önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Dava, başvuranın el şeklinde tasarlanmış üç boyutlu bir tirbuşon için yaptığı Avrupa Birliği marka başvurusunun, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) tarafından reddedilmesine ilişkindir. Başvuruya konu işaret aşağıdaki görselde yer almaktadır:
İnceleme sürecinin ilk aşamasında başvuru, ayırt edicilikten yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmek istenmiş; ancak başvuru sahibinin sunduğu görüşler sonrasında bu itiraz geri çekilmiştir. Buna karşılık, EUIPO bu kez 2017/1001 sayılı Tüzük’ün 7(1)(e)(ii) maddesine dayanarak, işaretin teknik bir sonucun elde edilmesi için gerekli olan ürün şekillerinden oluştuğu gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir. Başvuru sahibi bu karara karşı EUIPO Temyiz Kurulu’na başvurmuş, ancak başarısız olunca davayı Genel Mahkeme’ye taşımıştır.
Başvuru sahibi, öncelikle EUIPO’nun ret gerekçesini değiştirmesinin usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ancak Genel Mahkeme, EUIPO’nun tescil gerçekleşene kadar mutlak ret nedenlerini yeniden değerlendirme ve değiştirme yetkisine sahip olduğunu, ayrıca başvuru sahibine görüş sunma imkânı tanındığını belirterek bu iddiayı reddetmiştir.
Esas bakımından ise başvuru sahibi; söz konusu şeklin estetik, özgün ve yaratıcı nitelikte olduğunu, teknik zorunluluktan kaynaklanmadığını ileri sürmüştür. Bunun yanı sıra, yalnızca tirbuşonun sap kısmı için koruma talep ettiğini, başvuruda noktalı çizgilerle gösterilen metal spiral kısmın değerlendirmeye dahil edilmemesi gerektiğini savunmuştur. Ayrıca piyasada aynı teknik sonucu sağlayan alternatif tasarımların bulunduğunu ve EUIPO’nun önceki kararlarıyla çelişki bulunduğunu iddia etmiştir.
Genel Mahkeme ise değerlendirmesini, işaretin esaslı unsurlarının teknik bir işleve hizmet edip etmediği üzerine kurmuştur. Mahkemeye göre, tirbuşon sapının insan eline benzer şekilde tasarlanmış olması, parmaklara uyum sağlayan oyukların bulunması ve genel ergonomik yapı, doğrudan daha iyi kavrama ve kuvvet uygulama amacına hizmet etmektedir. Ayrıca, her ne kadar başvuruda noktalı çizgilerle gösterilmiş olsa da, metal spiral kısmın ürünün teknik işlevi bakımından vazgeçilmez olduğu ve bu nedenle değerlendirmede dikkate alınabileceği kabul edilmiştir.
Mahkeme, başvuru sahibinin işaretin estetik ve özgün nitelikte olduğu, piyasada alternatif tasarımların bulunduğu ve kamu algısının farklı olduğu yönündeki iddialarını da yerinde görmeyerek reddetmiştir. Bu unsurların teknik işlevsellik değerlendirmesinde belirleyici olmadığını vurgulayan Mahkeme, esas olanın işaretin temel özelliklerinin teknik sonucu gerçekleştirmeye hizmet edip etmediğinin tespiti olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, işaretin tüm esaslı unsurlarının teknik işleve hizmet ettiği kanaatine varılmış ve marka olarak tescil edilemeyeceği gerekçesiyle dava tamamen reddedilmiştir.
Bu karar, üç boyutlu ürün şekline dayalı marka başvurularının teknik işlevsellik engeli karşısında ciddi zorluklarla karşılaştığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Bir şeklin özgün, estetik açıdan çekici veya geleneksel tasarımlardan farklı olması, eğer temel özelliklerinin tamamı teknik bir amaca hizmet ediyorsa, marka olarak tescil edilmesi için yeterli değildir. Dolayısıyla, ürün tasarımlarını marka koruması altına almak isteyen başvuru sahiplerinin, tasarımda teknik işleve bağlı olmayan ve bağımsız önem taşıyan unsurların bulunup bulunmadığını dikkatle değerlendirmeleri gerekmektedir. Aksi hâlde, teknik işlevsellik engeline takılarak başvurunun reddedilmesi kaçınılmaz olacaktır.