


“.tr” Alan Adı Uyuşmazlıklarında Alternatif Uyuşmazlık Çözümü
Bilişim Barış Gözübüyük - 04.03.2026 [email protected]İnternete bağlı olan her cihazın İnternet Protokol (İP) adresi bulunmaktadır; ancak bu adreslerin hatırlanması güç olduğu gibi, bunlar karmaşık sayısal dizilerden oluşurlar (Bkz.). İnternet alan Adı Sistemi (Domain Name System-DNS) sayesinde İP adresi yerine, okunması ve akılda tutulması kolay olan simgesel isimlerle adresleme yapılmaktadır (5809 Elektronik Haberleşme Kanunu, m. 3/1(y) ). Söz konusu “simgesel isimler”, İP adreslerini tanımlayan internet alan adlarıdır (5809 Elektronik Haberleşme Kanunu, m. 3/1 (v)).
Dünyadaki eğilimlere benzer şekilde (Bkz.) Türkiye’de de elektronik ticaret son yıllarda hızlı bir büyüme ivmesi yakalamıştır (Bkz.). Elektronik ticaret, günümüzde ağırlıklı olarak işletmelerin sahip olduğu internet siteleri üzerinden ve/veya bu iş için oluşturulan elektronik pazar yerleri üzerinden yapılmaktadır. Bu durum, işletmeleri dijital ortamda görünür kılan alan adlarının ekonomik ve hukuki önemini giderek arttırmaktadır. Nitekim uygulamada da internet alan adı tahsisi talebinde bulunanların çoğunlukla ticaret erbaplarından teşekkül ettiği görülmektedir. Alan adlarının ticari açıdan değer kazanması, alan adı tahsislerinin artışına neden olduğu gibi yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına da zemin hazırlamıştır. Bu uyuşmazlıkların ticari hayatın temel dengelerine uygun biçimde hızlı, ekonomik ve etkin biçimde çözülmesi gerekmektedir.
Türkiye’de “.tr” alan adlarının yönetimini üstlenen TR Ağ Bilgi Sistemi (TRABİS), 14.09.2022 tarihinde faaliyete geçmiş olup bu yeni sistemde “com.tr”, “org.tr”, “net.tr” uzantılı alan adı tahsislerinde belge şartı kaldırılmıştır (Bkz.). İnternet alan adı tahsislerinde “first come first served” (önce gelen alır) prensibi evrensel bir nitelik kazanmıştır (Güneş, İlhami, Ayırt Edici İşaretler ve Marka Hakkına Öncelik, Seçkin, 3.B., Ankara, 2023, s. 196). Bu bağlamda söz konusu prensip, TRABİS kapsamındaki “.tr” uzantılı alan adı tahsisleri bakımından da uygulanmaktadır. Bunun anlamı, alan adı tahsisi başvuru aşamasında; başvuru yapan kimsenin gerçekten marka hakkı, işletme adı ya da ticaret unvanı gibi ayırt edici işaretler üzerinde hak sahibi olup olmadığının araştırılmamasıdır. Dolayısıyla başvuru sahibinin ilk önce başvurmuş olması, alan adının tahsisi için yeterli görülmektedir.
Önce gelen alır prensibi hıza ve dinamikliğe ihtiyaç duyulan ticaret hayatında yer alan süjelerin tabir caiz ise işini kolaylaştırmaktadır. Buna karşın aynı prensip, gerçek hak sahibi dışındaki kimselerin daha hızlı hareket ederek internet alan adlarını kendi adlarına tescil ettirmelerine de neden olmaktadır. Bu tür tescillerde çoğu zaman için amaç, önceden tahsisi alınan internet alan adını, yüksek bedellerle gerçek hak sahibine devretmektir.
“.tr” uzantılı alan adları ile ilgili olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkların alternatif çözümü, TRABİS tarafından yetkilendirilen “Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcıları” (UÇHS) aracılığıyla yapılmaktadır. Hali hazırda İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), TOBBUYUM Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi ile Bilgi Teknolojileri ve İnternet Güvenliği Derneği (BTİDER) yetkili UÇHS olarak görev yapmaktadır (Bkz.).
Uyuşmazlık çözümünde ilgili mevzuat yanında özellikle İnternet Alan Adları Yönetmeliği (İ.A.A. Yönetmeliği-RG. 07.11.2010 T., 27752 S.) ile İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması Tebliği-Tebliğ-RG. 21.08.2013 T., 28742 S.) hükümleri dikkate alınmaktadır. UÇHS hakemleri, önlerine gelen internet alan adı uyuşmazlığını on beş gün içinde çözmek zorunda olup bu süre içerisinde karar verilememesi halinde beş güne kadar ek süre kullanılması mümkündür. (Tebliğ, m. 14/1). Bu bağlamda uyuşmazlığın kısa süre içerisinde çözümlenmesi, söz konusu uyuşmazlık çözüm yöntemi ticari hayatın hıza dayalı dinamik niteliğiyle uyumlu hale getirmektedir. Ayrıca UÇHS hakemlerinin belli niteliklere sahip olan uzman kişilerden belirlenmesi de (Tebliğ, m. 10/1) uyuşmazlık çözüm sürecinin etkinliğini temin etmektedir.
Uyuşmazlık konusu internet alan adına ilişkin olarak, şikâyet eden taraf, İAA Yönetmeliğinin 25/1 maddesi uyarınca şu üç hususu ortaya koymak zorundadır:
Şikâyet eden taraf, mezkûr hükümde belirtilen hususların tümünü (kümülatif olarak) ispatlamakla yükümlü kılınmıştır. Kanaatimizce ilk şartın ispatlanması görece kolaydır. Zira şikâyet eden taraf, sahip olduğu ayırt edici işaret ile (çoğunlukla marka) ile aynı/benzer nitelikte internet alan adını çoğu zaman için basit bir karşılaştırma yaparak ortaya koymaktadır.
İkinci şart ise menfi bir durumu (yasal bir hak ya da bağlantının yokluğunu) ispatlamayı gerektirmektedir. Menfi bir durumun ispatının zor olduğu ise açıktır. Bu nedenle, uyuşmazlık çözüm hakemleri, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde yapılan alan adı uyuşmazlık çözümlerinde yerleşik hale gelen yaklaşım uyarınca, şikâyetçi tarafın şikâyet edilen tarafın hiçbir hakkı ya da meşru bağlantısının olmadığını ilk bakışta (prima facie) ortaya koymasını yeterli kabul etmektedir.
Son olarak, Tebliğ m. 19/1’de kötü niyetle tahsis veya kullanıma ilişkin olarak örnek kabilinden belirlenen hususlar, hakemler tarafından dikkate alınmaktadır. Bununla beraber, söz konusu hususlar tahdidi nitelikte belirlenmediğinden; hakemler somut olayın özelliklerini dikkate alarak kötüniyet olup olmadığını tespit etmektedir.
İnternet ve internet teknolojilerindeki gelişmeler, elektronik ticaret hacminin giderek büyümesi gibi hususlar göz önüne alındığında internet alan adlarına ilişkin uyuşmazlık sayılarının artacağının öngörülmesi bir varsayım olmanın ötesine geçmektedir. Bu bağlamda, uyuşmazlıkların etkin ve hızlı biçimde çözülmesi bakımından TRABİS kapsamında İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizmasının daha önemli hale geleceği kanaatindeyiz.