S.S.S

Sınai hakların korunmasında tescil ve ülkesellik ilkeleri geçerlidir. Bir sınai hak hangi ülke(ler)de tescil edilmişse, sadece o ülke(ler)de korunur. Markalar bakımından da aynı kural geçerli olmakla birlikte iki önemli istisna vardır:

  1. Gerçek Hak Sahipliği: Marka hakkı, tescille veya kullanım yoluyla elde edilir. Dolayısıyla bir kişi, markasını tescil ettirmese bile kullanım yoluyla ayırt edici hale getirmişse o markanın sahibi sayılır (gerçek hak sahipliği). Ancak bu kuralın uygulanması ülkeden ülkeye değişebilir. Dolayısıyla tescilsiz markayla başka bir ülkeye giriş yapılmamalıdır.
  2. Tanınmış Marka: Paris veya TRIPS anlaşmasına taraf bir ülke vatandaşı veya bu ülkelerin birinde ikametgâhı ya da ticari faaliyeti bulunan bir kişinin tanınmış markası, tescilli olmasa bile korunur.

Marka, patent ve tasarım başvurularının, koruma şartlarını taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır. Böylece tescille sonuçlanmayacak bir sürece girilmemiş olur. Bu araştırma faaliyetine uygulamada ön araştırma denir. Ön araştırmanın el yordamıyla yapılmasıyla hiç yapılmaması hemen hemen aynı sonucu doğurur. Bu nedenle ön araştırma, ilgili alanda uzman marka ve patent vekilleri eliyle yapılmalıdır.

Tescil sonrasında markalar bakımından, marka ve patent vekillerinden izleme (monitoring) hizmeti alınmalıdır. Zira gerek Türk Patent, gerekse yurt dışındaki patent ofisleri, marka tescilinde inceleme faaliyetini ya hiç yapmamakta ya da bu konuda çok esnek davranmaktadır. Türk Patent, birebir aynı veya çok yakın marka başvurularını kendiliğinden reddediyor. Avrupa Birliğinin marka ve tasarım ofisi olan EUIPO ise, aynılık ve benzerlik incelemesini hiç yapmıyor; sadece itiraz üzerine bu incelemeyi yapıyor. Dünyadaki trend de bu yöndedir. Bu nedenle markasının sulanmasını istemeyen marka sahibi, muhakkak markasını izletmeli ve aynı veya benzer (karışıklığa yol açabilecek) başvurulara itiraz etmelidir. Aksi halde benzer markaları sicilden temizlemek için çok uzun ve maliyetli yargı süreçleri kendisini bekleyecektir. Yargı sürecini de ıskalayan bir marka sulanır ve artık bir süre sonra marka olmaktan çıkar.

Bulmaca çözer gibi beş ya da sekiz değişiklik yapılması halinde başkasının ürününün taklit edilebileceği düşüncesi yaygındır. Bu düşünce bir şehir efsanesinden ibarettir.

Önemli olan değişikliğin sayısı değil, genel etkisidir. Mevzuatta öngörülen etkiyi gösterecek şekilde bir değişikliğe gidilmediği sürece ihlal gerçekleşir. Sözgelimi, bir marka başkasının markasıyla karışıklığa yol açıyorsa ihlal vardır. Yine bir tasarım, daha önce tescilli başka bir tasarımla karşılaştırıldığında, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde farklılık oluşturmadığı sürece ihlal gerçekleşir.

Patent hukukuyla sadece teknik sahaya ait buluşlar korunur. Teknik yönü bulunmayan buluşlar koruma görmez. Sözgelimi, bir kilidin mekanizması patent mevzuatıyla korunur. Buna karşılık finans sektöründeki pazarlama yöntemi korunmaz. Çünkü teknik yönü yoktur.

Telif hukukuyla kural olarak fikrin kendisi değil; fikrin ifade ediliş şekli korunur. Yani iş fikri, telif mevzuatıyla da korunamaz.

Bir şeyin nasıl yapıldığını bilme (know-how) ülkemizde haksız rekabet hükümleriyle korunur. Bu konuda özel bir düzenlememiz yoktur. Yine emek ilkesi gereği başkasının iş mahsulünü taklidi haksız rekabet sayan Yargıtay’ın bazı kararlarına göre, iş fikirleri bakımından haksız rekabet koruması devreye girebilir.

Açıklanan nedenlerle somut olaya bağlı olarak patent ve telif hukukuyla korunamayan iş fikirleri, haksız rekabet hükümleriyle korunabilir. Bunun için yapılması gereken iş fikri, bir senaryo haline getirilip notere beyanda bulunulmalıdır.

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununda (SMK) sadece marka suçları düzenlendi; patent, faydalı model ve tasarım gibi diğer sınai hak ihlalleri sadece hukuki yaptırıma tabi tutuldu. Yani bu sayılanlar bakımından bir cezai yaptırım yoktur.

SMK’ya göre başkasına ait markayı kullanmak suretiyle izinsiz şekilde aşağıdaki eylemler marka suçudur:

i) Mal üretmek veya hizmet sunmak

ii) Satışa arz etmek

iii) Satmak

iv) İthal etmek

v) İhraç etmek

vi) Ticari amaçla satın almak

vii) Ticari amaçla elde bulundurmak

viii) Ticari amaçla nakletmek

ix) Ticari amaçla depolamak.

Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Patent ve faydalı modeller üç yıl içinde kullanılmalıdır. Aksi halde zorunlu lisans talep edilebilir. Tasarımlarda ise, kullanma zorunluluğu yoktur.

Buna karşılık bir marka, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Yine aynı süreyle kullanıma ara verilmemelidir. Aksi halde bir başkası, ilgili markanın iptalini talep eder ve markayı kendi adına tescil ettirebilir. Kullanım fatura, irsaliye, gümrük evrakları ya da fuar katılımı gibi dokümanlarla ispatlanabilir. Kullanım kılavuzu için (Link).

Tescil başvurusunun yapıldığı tarihten itibaren sınai hak koruması başlar. Yani hak sahibine koruma sağlamak için marka, patent, faydalı model veya tasarım başvurusunun tescil tarihi beklenmez. Ancak mahkemeler, bazı konularda kararlarını verebilmek için tescili bekler. Ülkemizde yargılamalar oldukça uzun sürdüğü için uygulamada mahkemeler karar verinceye kadar zaten tesciller gerçekleşmektedir.

Yeni bir marka oluştururken, marka seçiminde oldukça titiz davranılmalıdır. Eğer bir işaret, bir ürün ya da hizmet bakımından tamamen tanımlayıcı ise bu işaret marka olamaz. Sözgelimi fırıncılık için Ekmek, berbercilik için Berber adında marka olamaz. Çünkü bu tür isimler hiç kimsenin tekeline bırakılamaz. Bu nedenle de bir işaret, ilgili olduğu sektörü ne kadar tanımlayıcı ise o oranda zayıf bir markadır ve koruma kapsamı da dardır. Örneğin, ve Derimod markaları böyledir. Bu markaların sahipleri, Koton ve Derimont şeklindeki üçüncü kişilerin kullanımlarını önleyemez. Ancak birebir aynı veya çok benzer kullanımları engelleyebilir. İlgili işaret, bulunduğu sektörden ne kadar uzaklaşırsa o oranda ayırt edici kuvveti artar. Yani bunlar güçlü markalardır. Örneğin Beko, Sony ve Apple markaları böyledir.

Uzun süre yatırım yapılan mevcut markalarla yaşamaktan başka fazla bir seçenek bulunmuyor. Yine de ana markanın yanında ikincil ve hatta yedek markalar oluşturulmalıdır. Tüm bunlar firma politikalarını belirlerken ve geleceği planlarken iyi kurgulanması gereken hususlardır.

Dünyanın köye döndüğü bir ortamda eski tatlı karlar kalmadı. Bugün bu konforu sadece markalaşan firmalar yaşıyor. Tüketicinin satın alma kararında en belirgin unsur fiyatın yanında ve bazen de önünde markadır. Bu durumun sürdürülebilir olması için de farklı ve özgün ürün ve hizmet üretimi gerekir. Marka, alıcıya güven ve kalite garanti eder. Alıcının güvenini kazanan marka sahipleri de yüksek kar konforunu yaşar.

Bugün tanınmış Türk markalarına ait bir kemer ortalama 50 TL’ye satılırken, Gucci ve Armani markalı kemerler ortalama 1.000 TL’ye satılıyor. Bazıları ise çok daha yüksek rakamlara satılmaktadır. On katı farkla satılan bu ürünlerin maliyetleri arasında uçurum bulunmuyor. Burada ürüne değer katan temel unsur markadır. Satışı yapılan sadece ürün değil markadır. Yani tüketici markaya para vermeye hazır. Öyleyse markalaşın!

Bir markanın tanıtımı işletmecilerin uzmanlık alanına girer. Bu konuda reklam ajanslarıyla çalışılmalıdır. Yapılan reklam harcamaları ve sair faaliyetler sonucu markanızın en azından sektöründe tanındığı düşüncesindeyseniz artık marka vekili ile çalışmanın vakti gelmiş demektir.

Markanın hukuki anlamda tanınmışlık statüsüne kavuşması için iyi bir dosya hazırlayarak Türk Patent’e başvuru yapılmalıdır. Böyle bir başvuruyu reddeden Türk Patent’in kararlarına karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde iptal davası açılarak tanınmışlık statüsü kazanılabilir.

Diğer bir yol ise, herhangi bir ihtilaf halinde mahkemeden ilgili markanın tanınmışlığının tespiti talep edilebilir. Ancak ilgili karar, başka mahkemelerce dikkate alınmayabilir. Bu nedenle en sağlıklı yol, Türk Patent’e başvuru yapılarak tanınmışlık statüsünü kazanmaktır.

Hayır. Çünkü markalar, tescil edildikleri mal ve hizmetler bakımından koruma sağlar. Bu kuralın istisnası tanınmış markalardır. Markalar bakımından 45 sınıf belirlenmiştir. İşte tanınmış markanın bu 45 sınıf bakımından koruma sağladığı yanılgısı bulunuyor. Gerçekten de bazı tanınmış markalar 45 sınıfta koruma görür. Örneğin, Coca Cola böyledir. Birisi tutup da Coca Cola inşaat şirketi kurmaya kalkarsa Coca Cola firması buna engel olabilir. Çünkü Coca Cola bir dünya markası olup, tüketiciler bu inşaat firmasının, Coca Cola’ya ait ya da bağlı şirket olduğunu düşünebilir. Buna karşılık Bambi markası sadece tekstil sektöründe korunur. Diyelim ki Bambi markası, giyim eşyaları bakımından tescilli ve fakat ev tekstili için değildir. Bambi markası tekstil sektöründe tanınan ve bilinen bir markadır. Bu tanınmışlığı nedeniyle ev tekstili bakımından da korunur. Oysa bilinirliği olmayan bir marka için böyle bir koruma verilmez. Ama gümrük veya sigorta sektörü bakımından tanınmış bir marka olmadığı için bir başkası, Bambi markasını bu sektörlerde tescil ettirip kullanabilecektir. Özetle, burada ilgili markanın tanınmışlık düzeyi önem taşır.

Güvenmediğiniz vekille çalışmayın. Eğer bu beylik lafa inanmıyorsanız o zaman önce gidip buluşunuzu ya da tasarımınızı notere beyanda bulunun. Daha sonra bir patent ve marka vekiline başvurun.

Vekilinize her şeyi açıklamalısınız. Patent, mührü açmak anlamına gelir. Patent başvurusunun hazırlanmasında teknik detaylar yazılı olarak belirtilmelidir. Yine teknik çizimlerin de net ve detaylı olması aranır.

Patentin hukuksal sürece girmesi durumunda mahkeme heyeti ve bilirkişilerin dikkate aldıkları yerler tarifname, istem ve çizimlerdir. Dolayısıyla çizimler net ve anlaşılır olmalıdır. Özellikle çizimlerin iki boyuttan ziyade üç boyutlu perspektif görünüşlere sahip olması ve gerekirse önemli gördükleri bazı unsurların mekanizma iç kısmında kalması durumunda bu bölgelerin kısmi kesitlerinin alınması gerekmektedir. Bu durum, hem buluşun açıklığını, hem de teknik çizimlerin detaylandırılmasını sağlar.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ikamet eden, sınai veya ticari faaliyette bulunan gerçek veya tüzel kişiler sınai hak koruması için başvuruda bulunabilir. Bununla birlikte Paris Sözleşmesi ve WTO/TRIPS anlaşmasına üye ülkelere ait gerçek veya tüzel kişiler de Türkiye’de başvuru yapabilir.

Yukarıda açıklananlar dışında kalmasına rağmen, karşılıklılık ilkesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına kanunen veya fiilen koruma sağlayan devletlerin uyruğundaki gerçek veya tüzel kişiler de, Türkiye’de korumadan yararlanabilir.

Türkiye’de marka tescil işlemleri yaklaşık 8-10 ay sürmektedir. Bu sure marka başvurusunun Türk Patent’e sunulmasından (herhangi bir itiraz, red kararı ile karşılaşılmaması halinde) tescil belgesinin temin edilmesine kadar geçen dönemi kapsar..

Yurt dışında marka korumasından yararlanılabilmesi için üç değişik tescil sistemi bulunmaktadır:

  1. Ulusal Marka Tescil Sistemi
    b. Uluslararası (Madrid sistemi uyarınca yapılan) Marka Tescil Sistemi – WIPO
    c. Bölgesel Marka Tescil Sistemi – EUIPO, ARIPO ve OAPI gibi.

Ulusal marka başvuru sistemi, markanın ilgili ülkede, sadece o ülke sınırları ve ilgili ülkedeki Resmi Marka Ofisine başvuru yapılarak koruma sağlayan sistemdir. İşlemler seçilen ülkedeki yerleşik marka vekilleri aracılığıyla yapılabilmekte ve yaklaşık 1-3 yıl sürmektedir.

Maliyet ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Başvuru yapılmadan önce ilgili ülkedeki marka vekiliyle görüşülmelidir.

Uluslararası marka tescil sistemi, Türkiye’nin 1996 yılından beri taraf olduğu Madrid sistemi uyarınca Dünya Fikri Mülkiyet Ofisi (WIPO) aracılığıyla gerçekleştirilen bir tescil sistemidir. WIPO, İsviçre’nin Cenevre şehrinde bulunmaktadır.

Madrid sisteminde Madrid Anlaşması ve Madrid Protokolü vardır. Türkiye, sadece Protokole taraftır. Nisan 2018 itibariyle Madrid Protokolünün 116 ülke taraftır. Bu sistem tek bir başvuru dilekçesiyle tüm üye ülkelerde aynı anda başvuru yapılmasına imkân sağlar. Maliyet ve süreç açısından oldukça hızlı ve ekonomik olan bu sistemde başvuru sahibi, tek yerle yani sadece WIPO ile muhatap olmaktadır.

Öte yandan, sistem gereği WIPO nezdinde bir Uluslararası Başvuru yapılabilmesi için kaynak ülkede, sözgelimi Türkiye’de mevcut bir başvuru veya tescilinizin olması gerekmektedir. Yapılan WIPO başvurusu 5 yıl boyunca bu kaynak başvuru/tescile bağımlı olacaktır. Yani eğer kaynak ülkedeki marka 5 yıl içinde reddedilir ya da hükümsüz kılınırsa, WIPO üzerinden yapılan diğer ülkelerdeki başvuru ve tesciller de otomatik olarak etkilenir ve onlar da geçersiz hale gelir. Buna karşılık bir ülkeden gelen red kararı sadece o ülke için geçerli olup, diğer ülkeleri bağlamamaktadır.

Bölgesel Marka Tescil Sistemlerinden biri olan ve Avrupa Birliğinin (AB) Marka ve Tasarım Ofisi – EUIPO nezdinde gerçekleştirilen başvuru sistemi vasıtasıyla koruyabilirsiniz. Bu başvuru sistemi uyarınca tek bir başvuru ile AB üyesi tüm ülkelerde (28 adet) koruma talep edebilirsiniz.

Başvuru işlemleri AB ülkelerinden birinde yerleşik bir marka vekili aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

Bu sistemin zayıf tarafı şudur: Üye ülkelerden herhangi birinde markanızın reddedilmesi halinde başvurunuz AB’nin tamamı bakımından reddedilmiş sayılacaktır. O noktada dilerseniz red kararı alınan ülke(ler) dışındaki ülkelerde başvuruyu ulusal marka başvurusuna dönüştürebilirsiniz.

Yurt içinde yapacağınız marka, patent, faydalı model ve tasarım tescillerinde vekil tutma zorunluluğu yoktur. Ancak marka ve patent vekiliyle çalışmak size para, zaman ve ilgili sınai hakkınızı kazandırır. Vekille çalışmadığınızda bunların bazılarını ve belki de hepsini kaybedersiniz. İşlemlerin vekil olmaksızın yapılması aslında ilgili işlemin intiharı anlamına gelir. Zira sınai haklar teknik ve özel bilgiyi gerektiren bir sahadır. Mutlaka işin erbabı marka ve patent vekilleriyle işlemler yapılmalıdır. Konu buluş ise, daha da hassas davranılarak buluşunuz hangi sektörde ise (kimya, elektrik ve makine gibi), o alandaki (kimya, elektrik ve makine kökenli) bir patent vekiliyle işlemlerini yürütmelisiniz.



DUYURULAR

HABER BÜLTENİ

EN ÇOK OKUNANLAR